📍 SAYFİYE KRONİĞİ
SİTENİN ÇOCUKLARI

Erdek'ten Çeşme'ye Yazlık Medeniyeti, Apartman Savaşları & Aidat Dramaları

Site Yönetimi & Apartman 📍 Datça, Muğla, Kargı Koyu, Ege

Datça Ilgınkent Sitesinde Balkon Demirlerini Bordoya Boyayan Emekli Hekime İcra Tehdidi

Beyaz ve mavi begonvilli sitede balkon korkuluklarını vişne çürüğü bordoya boyayan emekli profesör, Kat Mülkiyeti Kanunu Madde 19 ve kapıya dayanan icra memurları.

📌 Yazlık Kanunu: "Balkon demirini istediğin renge boyama özgürlüğü, müstakil dağ kulübesinde biter; yüz kırk konutluk Datça kooperatifinde ise KMK Madde 19 başlar."
SC Sitenin Çocukları Masası
Anı kodu: balkon-demirlerini-farkli-renge-boyayan-daireye-icra-tehdidi
Datça Ilgınkent Sitesinde Balkon Demirlerini Bordoya Boyayan Emekli Hekime İcra Tehdidi

I. Beyaz Begonviller Arasında Vişne Çürüğü: Pazar 08.00 Teftişi

Eylül ayının ilk pazar sabahıydı.

Saat tam 08.00’di.

Muğla Datça Kargı Koyu yamacındaki 140 dubleksli Ilgınkent Sitesi poyrazla uyandı.

Burası tipik bir Ege mimarisi harikasıydı.

Sitedeki tüm villalar kireç beyazına boyalıydı.

Panjurlar, çatılar ve ahşap pergolalar Datça mavisiydi.

Balkon demirleri ise otuz yıldır saf kar beyazıydı.

Tek tip nizam tapu kütüğüne tescilliydi.

Hiçbir malik bu nizama dokunamazdı.

Fakat o sabah A Blok 3 numaranın önünde duranlar gözlerine inanamadı.

Dairenin birinci ve ikinci kat balkon korkulukları pırıl pırıl parlıyordu.

Ama beyaz değil, zifiri vişne çürüğü bordo renkteydi!

Dairede emekli Kalp Damar Cerrahı Prof. Dr. Teoman Saygın yaşıyordu.

Teoman Bey yetmiş yaşında, aşırı inatçı ve sert mizaçlı bir hekimdi.

Cumartesi sabahı erken saatte iki boyacı ustası tutmuştu.

Balkonuna eski bir kasetçalar koymuş, son ses klasik müzik açmıştı.

Bütün koya Wagner’in operaları yayılmıştı.

Sentetik tiner ve reçine kokusu komşu balkonlara dolmuştu.

Alt kattaki emekli hâkime hanım kahvaltısını yarıda bırakmıştı.

Teoman Bey hayatı boyunca bordo kravatlar takmış, bordo dolmakalemler kullanmıştı.

Şimdi de balkonunda bornozuyla oturmuş, bordo parmaklıklara kollarını dayamıştı.

Taze demlenmiş adaçayını keyifle yudumluyordu.

Site Yönetim Kurulu Başkanı emekli Tümamiral Reşat Bey sabah yürüyüşüne çıkmıştı.

Reşat Bey beyaz şortu ve lacivert kaptan şapkasıyla sokakta yürüyordu.

Kafasını kaldırdı ve bordo balkonu gördü.

Adımları anında asfalta çakıldı.

Gözlüğü burnundan aşağıya kaydı.

Gözlerini ovuşturdu, tekrar baktı.

Kireç beyazı blokların ortasında o balkon resmen açık bir cerrahi yara gibi duruyordu.

Reşat Bey bahçe kapısına dayandı:

— “Teoman Bey! Bu ne rezalet?”

— “Gözlerime inanamıyorum Teoman Bey!”

Teoman Bey çay bardağını kaldırdı:

— “Günaydın Paşam, beğendiniz mi yeni rengi?”

— “Bordo asil renktir, cerrah rengidir!”

Reşat Bey kıpkırmızı oldu:

— “Ne asili be adam! Burası pavyon mu?”


II. KMK 19/2 Zırhı: Beşte Dört Rıza Kuralı

Reşat Bey derhal cebinden metal düdüğünü çıkardı.

Sertçe çaldı:

Fiiiiit!

Site bekçisi Hasan nefes nefese koştu.

Reşat Bey bahçe kapısını açıp verandaya girdi:

— “Teoman Bey derhal aşağıya inin!”

— “Bu yapılan resmen site estetiğine sabotajdır!”

Teoman Bey merdivenlerden ağır ağır indi.

Üzerinde ameliyat yeşili keten pantolonu vardı.

Kollarını göğsünde kavuşturdu:

— “Reşat Bey sabah sabah tansiyonunuzu fırlatmayın.”

— “O beyaz demirler tuzlu deniz rüzgârından her kış paslanıyordu.”

— “Zımpara yapmaktan, beyaz boya sürmekten bıktım usandım.”

— “İstanbul’dan özel çift komponentli bordo epoksi boya getirttim.”

— “Kutusu 4 bin TL!”

— “Pas tutmaz, kir göstermez, ömür boyu garantilidir.”

— “Kendi balkonumu boyadım, parasını ben verdim.”

— “Kime ne zararı var bu rengin?”

Reşat Bey işaret parmağını salladı:

— “Bana bak Teoman!”

— “Ben donanmada fırkateyn komutanlığı yaptım!”

— “Disiplinsizliğe asla göz yummam!”

— “Kat Mülkiyeti Kanunu Madde 19 Fıkra 2 çok nettir!”

— “Kat malikleri ana gayrimenkulün ortak yerlerinde değişik renkte dış boya yaptıramaz!”

— “Bunun için kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası şarttır!”

— “Yüz kırk kişinin yüz on ikisinden imza aldın mı sen?”

Teoman Bey alaycı bir şekilde güldü:

— “Ben tıp profesörüyüm Reşat Bey, askeriye eri değilim.”

— “Kendi balkonum için kimseden icazet almam.”

— “Bordo boya orada kalacak!”


III. Noter İhtarı ve Bordoya Karşı Beyaz Blokaj

Pazartesi sabahı site yönetim ofisi olağanüstü toplandı.

Masada Datça Ilgınkent Yönetim Planı açıktı.

Yönetim Planı Madde 9 harfi harfine okundu:

“Site genelinde dış cephe bütünlüğü esastır. Tüm dış cephe elemanları beyaz ve Datça mavisi haricinde boyanamaz.”

Reşat Bey karar defterini açtı.

Masaya Datça Belediyesi İmar Müdürlüğü onaylı renk kartelasını koydu.

RAL 9010 saf beyaz kodunu gösterdi:

— “Bu sitede tek bir renk vardır komşular!”

— “O da RAL 9010 saf beyazdır!”

— “Teoman Bey’in sürdüğü bordo ise korsan bayrağı gibidir!”

— “Buna göz yumarsak yarın bütün site anarşiye teslim olur!”

Yönetim kurulu oy birliğiyle karar aldı.

Datça Noterliği’ne gidildi.

Prof. Dr. Teoman Saygın adına ihtarname çekildi:

“Kat Mülkiyeti Kanunu Madde 19 ve Yönetim Planı hükümleri uyarınca…”

“Kanuna aykırı olarak bordo renge boyanan balkon korkuluklarının…”

“Yedi gün içinde orijinal beyaz renge döndürülmesi…”

“Aksi halde Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açılacağı…”

İhtarname salı günü Teoman Bey’e tebliğ edildi.

Teoman Bey tebligatı aldı.

Zarfı okumadan buruşturup bahçedeki çöp kovasına attı.

Üstüne de ikinci katın balkonuna bordo renkli iki havlu ve bir hamak astı.

Bahçedeki şezlongunu bile bordo renkli bir minderle kapladı.

Sitedeki WhatsApp grubu resmen çıldırdı.

Yüzlerce öfkeli fotoğraf paylaşıldı.

A Bloktakiler Teoman Bey’e öfke kustu:

— “Evimizin değeri düşüyor!”

— “Sitemiz vişneli dondurma külahına döndü!”

— “Yarın öbürü sarıya, diğeri yeşile boyarsa ne olacak?”

B Bloktan birkaç genç ise Teoman Hoca’yı savundu:

— “Bordo fena durmamış aslında, marjinal olmuş!”

Fakat Reşat Bey asla taviz vermedi.

Yedi günlük yasal süre doldu ve demirler beyazlatılmadı.


IV. Datça Sulh Hukuk Mahkemesi: Cerrahın Savunması

Ekim ayında dava Datça Adliyesi’nde başladı.

Dava konusu: KMK Madde 33 uyarınca hâkimin müdahalesi ve eski hale getirme.

Duruşma salonunda Teoman Hoca bizzat savunma yaptı.

Cübbesini giymiş gibi kürsüye yaklaştı:

— “Sayın hâkim, ben kırk yıl açık kalp ameliyatı yaptım.”

— “İnsan anatomisinde en önemli şey işlevselliktir.”

— “O beyaz boyalar kireç gibi dökülüyor, pas akıtıyordu.”

— “Bordo boya pası önlüyor, demiri koruyor.”

— “Mimari estetik bahanesiyle bilime karşı çıkıyorlar.”

— “Balkon benim mülkümdür, demir de bana aittir.”

Yönetim avukatı ise Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin emsal kararlarını sundu:

— “Sayın mahkeme, balkonlar mimari projede dış cephenin parçasıdır.”

— “Dış cephe kat maliklerinin ortak mülkiyetidir.”

— “Yargıtay içtihatları son derece açıktır:”

— “‘Balkon demirlerini farklı renge boyamak ana yapının bütünlüğünü bozar.’”

— “‘Bilirkişi incelemesine bile gerek olmaksızın eski hale getirilmelidir.’”

Hâkim dosyayı inceledi.

Mimari projeyi ve belediye onaylı vaziyet planını açtı.

Karar çok kısa ve net oldu:

“Davalı kat malikinin Kat Mülkiyeti Kanunu Madde 19’a aykırı hareket ettiği sabittir.”

“Balkon korkuluklarının otuz gün içinde masrafları davalıya ait olmak üzere…”

“Orijinal beyaz renge döndürülmesine karar verilmiştir.”


V. İcra Memurları ve Balkon Barikatı

Otuz günlük yasal süre bitti.

Teoman Bey demirleri yine beyazlatmadı.

Kasım ayının ortasında Datça İcra Dairesi devreye girdi.

Sabah saat 10.00’da sitenin kapısına üç resmi araç yanaştı.

İcra müdürü, iki polis memuru ve tulumlu üç boyacı bahçeye girdi.

Boyacıların ellerinde kutu kutu beyaz sentetik boyalar, fırçalar ve tinerler vardı.

Reşat Bey zafer kazanmış bir komutan edasıyla arkalarından yürüyordu.

Fakat Teoman Hoca teslim olmadı.

Birinci katın balkonuna çıktı.

Balkon kapısını arkadan kilitledi.

Elinde bahçe sulama hortumuyla parmaklıkların arkasına barikat kurdu:

— “Yaklaşmayın! Kimse benim balkonuma fırça süremez!”

— “Burası özel mülktür, haneye tecavüzden dava açarım!”

İcra memuru bahçeden megafonla seslendi:

— “Sayın Teoman Saygın, mahkeme ilamını uyguluyoruz.”

— “Lütfen zorluk çıkarmayın, görevli memura mukavemet suçtur!”

İcra kâtibi olan biteni yakasındaki resmi kamerayla kaydetmeye başladı.

Komşular begonvilli çitlerin arkasında nefeslerini tuttu.

Ellerinde telefonlarla canlı yayın yapan sakinler vardı.

Emekli hâkime hanım bahçe kapısından bağırdı:

— “Teoman Bey direnme! Kanuna karşı gelinmez!”

Teoman Bey dinlemedi, hortumun vanasını sonuna kadar açtı:

Fıssss!

Tazyikli buz gibi kuyu suyu bahçedeki boyacıların üzerine boşaldı.

Boyacıların beyaz tulumları çamur oldu.

Kutu boyalar devrildi, çimlerin üzerine beyaz lekeler aktı.

Polis memurları hızla verandaya çıktı.

Bahçıvanın demir merdiveni balkona dayandı.

İki polis memuru çevik bir hareketle balkona tırmandı.

Teoman Hoca’nın elindeki hortum alındı ve vana kapatıldı:

— “Hocam yapmayın Allah aşkına, koskoca profesörsünüz!”

Teoman Bey kelepçe takılma tehdidi karşısında mecburen salona çekildi.

Kapı çilingir çağrılmadan Teoman Bey’in eşi tarafından açıldı.


VI. Fırça Sesleri ve 38 Bin TL’lik İcra Faturası

Saat 11.30’da üç boyacı balkon korkuluklarına çelik zımparayı vurdu:

Hırt, hırt, hırt!

Vişne çürüğü epoksi boya katman katman kazındı.

Ardından çift kat saf beyaz antipas astar boya çekildi.

Saat 15.00’e kadar iki katın tüm korkulukları yeniden bembeyaz oldu.

A Blok yeniden o eski, tek tip, kireç beyazı Akdeniz zarafetine kavuştu.

Fakat bu inadın faturası Teoman Bey için çok ağır oldu.

İcra memuru masaya resmi makbuzu koydu:

Boya, tiner ve üç işçinin günlük yevmiyesi: 18 bin TL.

İcra takip harcı, tebligat gideri, vekâlet ücreti ve bilirkişi masrafı: 20 bin TL.

Toplam 38 bin TL borç doğrudan Teoman Hoca’nın emekli maaşına haciz olarak konuldu.

Yönetim kurulu hemen ertesi gün tüm siteye resmi bir uyarı yazısı gönderdi.

Yazıda dış cephede tek tip renk zorunluluğu bir kez daha hatırlatıldı.

Sosyal tesisin duvarına ise A Blok’un bembeyaz halinin fotoğrafı çerçevelenip asıldı.

Altına da pirinç harflerle yazıldı:

“Maviye ve beyaza uzanan eller kırılır.”

Reşat Bey akşam teftişinde ellerini arkasına bağlayıp balkonun önünden geçti.

Beyaz demirler Datça güneşinde parlıyordu.

Reşat Bey yukarı doğru gülümsedi:

— “Elinize sağlık Teoman Bey, beyaz çok yakıştı!”

Teoman Hoca panjurlarını büyük bir gürültüyle kapattı:

Çaaat!

Datça Kargı Koyu’nda akşam oldu.

Begonviller mor çiçeklerini beyaz korkulukların üzerine döktü.

Ilgınkent Sitesi sakinleri ise çay bahçesinde şu ortak sonuca vardı:

Kalp damarlarını istediğin gibi baypas edebilirsin; fakat Kat Mülkiyeti Kanununu asla baypas edemezsin.

Kanunun rengi daima tek tiptir.

O renk de beyaz kalacaktır.

Sıradaki Yazlık Dosyaları