📍 SAYFİYE KRONİĞİ
SİTENİN ÇOCUKLARI

Erdek'ten Çeşme'ye Yazlık Medeniyeti, Apartman Savaşları & Aidat Dramaları

Site Yönetimi & Apartman 📍 Burhaniye, Balıkesir, Pelitköy, Ege

Burhaniye Martı Sitesinde Seçimi Kaybedince Karar Defterini Evine Kilitleyen Albay Direnişi

On beş yıllık başkanlığı genel kurulda kaybeden emekli albayın noter tasdikli karar defterini ve kasayı evine kilitlemesi, TCK Madde 155 ve çilingirli tahliye.

📌 Yazlık Kanunu: "Resmi karar defteri noter mührüyle tescillidir; ama on beş yıl hüküm süren albay için o defter teslim edilmez bir sancaktır."
SC Sitenin Çocukları Masası
Anı kodu: eski-yonetim-defterini-teslim-etmeyen-on-bes-yillik-baskanin-direnisi
Burhaniye Martı Sitesinde Seçimi Kaybedince Karar Defterini Evine Kilitleyen Albay Direnişi

I. Beyaz Plastik Sandalyeler ve Sandık Şoku: Pazar 17.00

Ağustos ayının son pazar akşamıydı.

Saat tam 17.00’yi gösteriyordu.

Balıkesir Burhaniye Pelitköy sahilindeki yüz seksen villalık Martı Sitesi tarihi bir gün yaşıyordu.

Edremit Körfezi’nden esen sert imbat rüzgârı asırlık zeytin dallarını hışırdatıyordu.

Burası seksenli yıllarda emekli subaylar ve bürokratlar tarafından kurulmuş köklü bir kooperatifti.

Sitenin kırk yıllık ahşap pergolalı sosyal tesis kamelyasında olağan seçimli genel kurul toplanmıştı.

Beyaz plastik sandalyelerin tamamı tıklım tıklım dolmuştu.

Masada çinko oy sandığı ve mühürlü oy pusulaları duruyordu.

Sitede tam on beş yıldır tek bir adamın mutlak iktidarı sürüyordu:

Emekli Topçu Kıdemli Albay Muhittin Sarp.

Muhittin Bey yetmiş yedi yaşındaydı.

Siteyi kışla nizamıyla, sert düdük sesleriyle ve tavizsiz askeri emirlerle yönetmişti.

Yaz aylarında sabah saat sekizde nizamiyede bizzat bayrak töreni yaptırırdı.

İstiklal Marşı çalınırken herkesin hazırola geçmesini şart koşardı.

Sitede tek bir yaprağın izinsiz süpürülmesine izin vermezdi.

Plaja şortsuz veya uygunsuz kıyafetle inenleri kamelyaya çağırıp fırçalardı.

Akşamları fenerle devriye atar, bahçe sulama saatlerini denetlerdi.

Kooperatifin resmi karar defterini ve pirinç mührünü göğüs cebinde taşırdı.

Fakat bu kez karşısına ilk defa güçlü ve genç bir rakip çıkmıştı.

Otuz altı yaşındaki yazılım şirketi kurucusu Kerem Aras aday olmuştu.

Kerem Bey şeffaf mobil aidat takip sistemi ve dijital demokrasi vaat etmişti.

Sandıklar büyük bir heyecanla açıldı.

Oylar divan heyeti huzurunda tek tek sayıldı.

Divan Başkanı gözlüğünü takıp sonucu mikrofondan titreyen bir sesle okudu:

— “Muhittin Sarp: Kırk sekiz oy.”

— “Kerem Aras: Elli iki oy.”

Salonda birkaç saniye derin ve buz gibi bir sessizlik oldu.

Ardından genç yazlıkçıların ve değişim isteyenlerin alkış tufanı koptu.

On beş yıllık sarsılmaz askeri vesayet sadece dört oy farkla çökmüştü.


II. Sancağı Vermem: Kürsü İhtilali

Muhittin Albay oturduğu deri koltuktan yay gibi fırladı.

Yüzü kireç gibi bembeyaz kesildi.

Gözleri öfkeden çakmak çakmak parladı.

Askeri bastonunu divan masasına hızla vurdu:

Tak!

Plastik sandalyelerdeki sevinç çığlıkları bıçak gibi kesildi.

Muhittin Bey ağır adımlarla mikrofona doğru yürüdü.

Elleri titriyordu ama ses tonu gür ve tehditkardı:

— “Bu sandık meşru değildir!”

— “Dış mihraklar kooperatifimize açıkça operasyon yapmıştır!”

— “Kiracılara usulsüz vekaletname dağıtılmıştır!”

— “Yetkisiz eller oy kullanmıştır!”

— “On beş yıldır bu sitenin her taşını tırnaklarımla dizdim!”

— “Sitemizi tecrübesiz zıpçıktılara asla teslim etmem!”

Divan masasının üstünde duran kırmızı meşin kaplı kalın resmi karar defterini tek hamlede kaptı.

Yanındaki pirinç site kaşesini göğüs cebine attı.

Banka hesap kartlarını ve kasa anahtarlarını avucunun içinde sıktı.

Kerem Bey hemen öne atıldı:

— “Muhittin Bey, lütfen sakin olun!”

— “Seçim demokratik kurallarla, açık oylamayla yapıldı.”

— “Evrakları divana teslim etmek kanuni zorunluluktur.”

Muhittin Albay arkasını hışımla döndü:

— “Hileli seçime evrak teslim edilmez delikanlı!”

— “Bu defter bizim şeref madalyamızdır!”

— “Defteri vermem, sancağı teslim etmem!”

Ağır ve kararlı adımlarla lokali terk etti.

Bahçe yolundan doğruca iki katlı taş villasına yürüdü.

Evine girdi.

Ağır çelik kapıyı arkasından sertçe çarptı.

Dört emniyet sürgüsünü birden kilitledi.

Ahşap panjurları sonuna kadar indirdi.

Martı Sitesi’nde büyük albay direnişi resmen başlamıştı.


III. Sürgülü Demir Kapı ve Çelik Kasa Barikatı

Pazartesi sabahı saat 09.30 oldu.

Yeni seçilen yönetim kurulu üyeleri devir teslim töreni için yönetim ofisinde toplandı.

Fakat ortada ne anahtar vardı ne de tek bir evrak.

Kerem Bey ve Denetçi emekli Banka Başmüfettişi Vahide Hanım Muhittin Bey’in villasına gitti.

Bahçe kapısını açıp begonvilli verandaya çıktılar.

Kapı ziline uzun uzun bastılar:

Zııııınnn! Zııııınnn!

İçeriden en ufak bir çıt dahi çıkmadı.

Kerem Bey kapıyı yumrukladı:

— “Muhittin Bey, devir teslim için kapıdayız!”

— “Bankadaki hesap yetkilerini ve defteri almamız gerekiyor.”

— “Sitede işler durdu!”

Birinci katın panjuru gıcırtıyla iki santim aralandı.

Aralıktan demir boru gibi bir megafon uzandı.

Muhittin Albay’ın madeni sesi sokakta gök gürültüsü gibi yankılandı:

— “Nizamiyeyi ve bahçemi derhal terk edin!”

— “Burada geçici askeri yönetim ilan edilmiştir!”

— “Burhaniye Adliyesi’nde genel kurul iptal davası açtım!”

— “Mahkeme esastan sonuçlanana kadar tek bir kağıt parçası verilmeyecektir!”

Vahide Hanım ellerini beline koyup başını yukarı kaldırdı:

— “Muhittin Bey çocuklaşmayın lütfen!”

— “Sitede resmi hayat tamamen felç oldu!”

— “Bahçıvanın ve bekçinin maaş günü geldi!”

— “Çöp kamyonunun mazotu bitti, çöpler birikti!”

— “Kasa anahtarı ve çek koçanları sizde kilitli!”

Megafondan buz gibi tek bir emir duyuldu:

— “Gerekirse çöpleri poşetleyip kendi sırtınızda taşıyın!”

Panjur hızla ve gürültüyle kapandı.

Muhittin Bey içeride yatak odasındaki iki yüz kiloluk çelik kasayı açmıştı.

Karar defterini, gelir makbuzlarını ve nakit elli bin lirayı kasanın dibine koymuştu.

Şifreyi çevirip ağır pirinç anahtarı boynuna kordonla asmıştı.


IV. Noter İhtarı ve TCK Madde 155 Tehdidi

Salı günü sitede tam anlamıyla bir idari kriz patlak verdi.

Ortak havuzun klor dozaj pompası elektrik kesilince durdu.

Nizamiye bariyeri havada asılı kaldı.

Bahçıvanlar ve temizlik görevlileri paralarını alamadıkları için iş bıraktı.

Çöp konteynerlerinden taşan çöpler sıcakta kokmaya başladı.

Ziraat Bankası Burhaniye Şubesi, imza sirküleri ve noter tasdikli yeni karar defteri olmadan hesapları kilitledi.

Kerem Bey daha fazla bekleyemezdi.

Burhaniye Adliyesi’ne ve 2. Noterliği’ne koştu.

Eski başkana noter kanalıyla zehir gibi bir ihtarname tanzim ettirdi:

‘Kat Mülkiyeti Kanunu Madde 32 ve 36 gayet açıktır.’

‘Karar defteri, işletme projesi ve muhasebe kayıtları şahsi mülk değil, sitenin ortak malıdır.’

‘Yöneticilik sıfatı sona eren şahıs bu evrakları yeni yönetime derhal teslim etmekle yükümlüdür.’

‘Defteri ve kasayı şahsi konutunda alıkoymak Türk Ceza Kanunu Madde 155 uyarınca güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur.’

‘Yirmi dört saat içinde devir teslim yapılmazsa kolluk ve çilingir marifetiyle konuta girilecektir.’

Resmi tebligat kapının altından içeriye atıldı.

Fakat Muhittin Albay milim geri adım atmadı.

Akşamüzeri balkonuna iki devasa hoparlör koydu.

Son ses askeri marşlar çalmaya başladı.

Tüm site akşam serinliğinde Plevne Marşı ve Harbiye Marşı dinlemek zorunda kaldı.

Muhittin Bey villayı adeta bir savunma kalesine çevirmişti.

Bahçe kapısına eski demir su borularından barikat kurmuştu.


V. Çilingir, Polis ve Sulh Hukuk Tensibi

Çarşamba sabahı saat 10.30’da Burhaniye Sulh Hukuk Mahkemesi jet tensip zaptı düzenledi.

Hâkim Bey gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında ihtiyati tedbir kararı verdi.

Karar defterinin ve evrakların derhal yeni yönetime teslimi emredildi.

Yarım saat sonra villanın önüne mavi tepe lambaları dönen iki polis otosu yanaştı.

Araçlardan bir komiser, iki resmi polis memuru ve elinde alet çantasıyla tecrübeli bir çilingir indi.

Yüzden fazla site sakini merak ve heyecanla bahçe çitlerinin arkasına toplandı.

Komiser bahçe barikatını kenara itip çelik kapıya sertçe vurdu:

— “Muhittin Bey, polis!”

— “Mahkemenin resmi arama ve teslim kararı var!”

— “Lütfen kapıyı açın!”

İçeriden yine uzun bir sessizlik oldu.

Komiser çilingire başıyla işaret etti:

— “Usta, bareli delmeye başla.”

Çilingir akülü matkabını çıkardı.

Matkabın çelik ucu kapının pirinç göbeğine dayandı:

Cııııızzzz! Çat!

Tam o saniyede içeriden sürgülerin şakırtısı duyuldu.

Kilitler tek tek geri çekildi.

Ağır çelik kapı yavaşça aralandı.

Kapı eşiğinde Albay Muhittin Bey belirdi.

Üzerinde en resmi koyu lacivert kruvaze takımı vardı.

Kırmızı kravatını takmış, yakasına istiklal madalyasını ve askeri brövelerini iğnelemişti.

Gözleri uykusuzluktan hafifçe kızarmıştı ama başı dimdikti.

Komisere vakur bir sesle baktı:

— “Kapımı delmeyin evladım.”

— “Ben bu devlete kırk yıl hizmet ettim.”

— “Türk polisine kapı kapatmam.”


VI. Onursal Plaket ve Tutanaklı Devir Teslim

Vahide Hanım kalabalığın arasından sıyrılıp öne çıktı.

Muhittin Bey’in titreyen elini iki eliyle şefkatle tuttu:

— “Muhittin Albayım, siz bu sitenin kurucu babasısınız.”

— “Bu bahçedeki her zeytinde, her çam ağacında sizin alın teriniz var.”

— “Gençler sizin hasmınız değil, öz evlatlarınızdır.”

— “Hizmetlerinizi hiçbir malik asla unutmayacaktır.”

— “Gelin bu nöbet değişimini şerefle tamamlayalım.”

Muhittin Bey derin bir iç çekti.

Boğazında günlerdir biriken düğüm çözüldü.

Gözlerini kırpıştırdı.

Yavaş adımlarla geniş salona yürüdü.

Masanın üstünde duran kırmızı deri ciltli karar defterini aldı.

Yanındaki pirinç kooperatif kaşesini ve kasanın çift anahtarını bıraktı.

Kerem Bey içeriye saygıyla girdi.

Muhittin Bey defteri iki eliyle kavradı.

Tıpkı bir cephe sancağı devreder gibi Kerem Bey’e uzattı:

— “Al Kerem oğlum.”

— “Bu defterde yüz seksen ailenin emeği, hakkı ve namusu kayıtlıdır.”

— “On beş yıl boyunca tek bir kuruşuna haram değdirmedim.”

— “Gözün gibi koruyacaksın.”

Kerem Bey defteri iki eliyle teslim aldı, hafifçe öptü:

— “Gözümüz gibi koruyacağız Komutanım, emanetiniz başımızın üstündedir.”

Kerem Bey arkasında getirdiği kadife kutuyu açtı.

Kutunun içinden gümüş kaplama devasa bir plaket parladı:

Martı Sitesi Kurucu Onursal Başkanı Kıdemli Albay Muhittin Sarp’a Sonsuz Şükranlarımızla.

Muhittin Bey plaketteki adını görünce mendiliyle gözlerini sildi.

Bıyık altından hafifçe gülümsedi:

— “Demek bütçeden plaket faslı ayırdınız ha?”

— “İyi bari, ilk icraatınız nizamiyeye yakışmış.”

Polis komiseri resmi devir teslim tutanağını tanzim etti.

Taraflar karşılıklı imzaları attı.

Kasa açıldı, çalışanların geciken maaşları zarflarla ödendi.

Nizamiye bariyeri yeniden selam durur gibi açılıp kapandı.

Pelitköy sahilinde akşam güneşi batarken Martı Sitesi’nde on beş yıllık vesayet barışla kapandı.

Karar defteri artık genç bir mühendisin masasındaydı.

Ama sitenin girişindeki ulu çınarın altına asılan tabelada Muhittin Albay’ın adı altın harflerle parlıyordu.

Sıradaki Yazlık Dosyaları