📍 SAYFİYE KRONİĞİ
SİTENİN ÇOCUKLARI

Erdek'ten Çeşme'ye Yazlık Medeniyeti, Apartman Savaşları & Aidat Dramaları

Site Yönetimi & Apartman 📍 Kuşadası, Davutlar, Aydın, Ege

Kuşadası Davutlar Sahilinde Gece 02.00 Kaçak Artezyen Sondajı ve Komşu Baskını

Aydın DSİ'den izinsiz getirilen dev rotary sondaj kulesi, gece yarısı delinen ortak zeytinlik ve jandarma çağıran emekli ağır ceza hâkiminin pijamalı direnişi.

📌 Yazlık Kanunu: "Gece yarısı site bahçesine kaçak sondaj kamyonu sokmak bir su temini değil, yüz altmış kat malikinin uykusuna yapılmış ağır cezalık bir gece baskınıdır."
SC Sitenin Çocukları Masası
Anı kodu: gece-02-00-kacak-artezyen-sondaji-ve-komsu-baskini
Kuşadası Davutlar Sahilinde Gece 02.00 Kaçak Artezyen Sondajı ve Komşu Baskını

I. Gece 02.00 ve Zangırdayan Camlar: Zelzele mi, Sondaj mı?

Temmuz ayının son salı gecesiydi.

Saat tam 02.00’ydi.

Kuşadası Davutlar sahilindeki 160 villalık Martı Sitesi derin uykudaydı.

Dilek Yarımadası Milli Parkı’ndan serin bir dağ rüzgârı esiyordu.

Cırcır böceklerinin sesi zeytin ağaçları arasında yankılanıyordu.

Fakat birdenbire yerin altından boğuk bir uğultu yükseldi:

Gırrrr… Tak, tak, tak!

Zemin hafifçe sarsıldı.

Dubleks villaların ahşap panjurları titremeye başladı.

Mutfak dolaplarındaki porselen fincanlar birbirine çarptı:

Çın, çın, çın!

Ardından havayı ağır bir dizel motoru kokusu kapladı.

B Blok zemin katta oturan emekli Ağır Ceza Hâkimi Cevdet Bey yataktan fırladı.

İlk aklına gelen şey Ege Denizi fay hattı oldu.

Cevdet Bey yetmiş iki yaşındaydı.

Refleksle başucundaki tansiyon aletine ve gözlüğüne uzandı.

Pencereyi hızla araladı:

— “Melahat kalk! Zelzele oluyor galiba!”

Melahat Hanım korkuyla gözlerini açtı:

— “Aman Cevdet! Avize sallanıyor mu bak!”

Cevdet Bey tavana baktı.

Kristal avize sallanmıyordu.

Fakat yer altındaki titreşim göğüs kafesine vuruyordu.

Üstelik bu ses doğal bir depreme hiç benzemiyordu.

Ritmik bir metal darbesi yeri dövüyordu:

Dan, dan, dan!

Cevdet Bey balkona çıktı.

Sitenin ortak zeytinlik alanından gökyüzüne doğru sarı bir projektör ışığı yükseliyordu.

Ve o ışığın altında devasa bir çelik kule dönüyordu.

Gece yarısı karanlığında kule sanki bir petrol rafinerisi gibi tütüyordu.


II. Zeytinlikte Çamur Fırtınası: Söke Plakalı Kamyon

Cevdet Bey çizgili pamuklu pijamasının üzerine hırkasını geçirdi.

Deri terliklerini ayağına takıp bahçeye fırladı.

Gürültünün kaynağı ortak zeytinliğin tam ortasıydı.

Oraya on tekerlekli devasa bir kamyon park edilmişti.

Kamyonun kasasında yirmi metre yüksekliğinde hidrolik sondaj kulesi yükseliyordu.

Plakası çamurla kapatılmıştı: 09 Söke serisi bir kamyondu.

Dizel jeneratör kulakları sağır eden bir gürültüyle çalışıyordu.

Kamyonun yanında iki sondaj işçisi vardı.

Kafalarında sarı baretler, üzerlerinde balıkçı tulumları parlıyordu.

Sondaj borusu toprağın altına doğru dönerek iniyordu.

Yerin altından çıkan gri renkli killi çamur ortak yürüyüş yoluna fışkırıyordu.

Kulenin dibinde ise tanıdık bir siluet duruyordu.

Site Yönetim Kurulu Başkanı Selahattin Bey oradaydı.

Selahattin Bey elinde kâğıt bardakla demli çay içiyordu.

Başında hasır şapka vardı.

Selahattin Bey bu operasyonu bir haftadır gizlice planlıyordu.

Söke Sanayi Sitesi’nde kaçak kuyucularla pazarlık yapmıştı.

Metresi 450 TL’den anlaşmıştı.

Gündüz zabıta basar diye operasyonu geceye koymuştu.

Cevdet Bey öfkeyle haykırdı:

— “Selahattin Bey! Bu rezalet nedir?”

Selahattin Bey gürültüden önce duymadı.

Cevdet Bey yaklaştı ve omzuna sertçe dokundu.

Yönetici irkilerek çayını üzerine döktü:

— “Aman hâkimim! Ödümü kopardınız!”

— “Selahattin Bey siz aklınızı mı peynirle yediniz?”

— “Gecenin ikisinde siteye sondaj kulesi sokmak ne demek?”

Selahattin Bey bıyıklarını sıvazladı:

— “Sessiz olun hâkimim, komşuları uyandırmayalım!”

— “Komşular mı kaldı be adam? Bütün Davutlar inliyor!”


III. Pijamalı Hâkimin Teşhisi: 167 Sayılı Kanun ve KMK 19

Cevdet Bey işaret parmağını sondaj kulesine doğru salladı.

Kırk yıllık ceza yargıcı refleksi anında devreye girdi:

— “Bana derhal DSİ arama belgesini gösterin!”

Selahattin Bey gözlerini kaçırdı:

— “Hâkimim bürokrasiyi bilirsiniz, evrak işi uzun sürüyor.”

— “Aydın DSİ 21. Bölge Müdürlüğü üç aydır randevu vermiyor.”

— “Yaz ortasında susuz mu kalalım?”

— “Kuşadası Belediyesi’ne ayda 85 bin TL su faturası ödüyoruz!”

— “Ortak havuzun suyu bitti, çimler kurudu sarardı!”

— “Ben bu siteyi kurtarmaya çalışıyorum!”

Cevdet Bey’in sesi gecenin karanlığında çınladı:

— “167 Sayılı Yeraltı Suları Kanunu Madde 8 çok nettir Selahattin Bey!”

— “Devletten izinsiz bir santimetre dahi kuyu açamazsın!”

— “Bu yapılan resmen kaçak sondajdır!”

— “Yeraltı suları kamunun ortak malıdır!”

— “Üstelik Kat Mülkiyeti Kanunu Madde 19 ortadadır!”

— “Ortak alanda tesis yapmak için kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası şarttır!”

— “Sen genel kurulda bu kararı aldın mı?”

Selahattin Bey kendini savundu:

— “Kat malikleri suyu çok seviyor hâkimim!”

— “Yarın sabah çeşmelerden gürül gürül tatlı su akınca herkes bana teşekkür edecek!”

— “Söke’den ustaları zor buldum.”

— “Gündüz yapsak zabıta görür diye gece girdik.”

— “Yüz yirmi metreye ineceğiz, sabah altıda kamyon gidecek!”

Cevdet Bey sinirden titriyordu:

— “Kaçak kuyu açmak suçtur Selahattin Bey!”

— “Altımızdaki kireçtaşı tabakasını çatlatacaksınız!”

— “Villaların temeli çökerse hesabını kim verecek?”

— “Derhal o motoru durdurun!”

Selahattin Bey ustaya işaret etti:

— “Usta sen gaz ver, hâkim beyle biz anlaşırız!”

Matkap daha büyük bir hızla dönmeye başladı.

Kayaya çarpan elmas uç kıvılcımlar saçtı:

Caaaaart! Güm, güm!


IV. Karşı Blok İsyanı: Çocuk Parkında Canlı Yayın

Bu sırada zangırdayan camlara dayanamayan komşular bahçeye aktı.

A Bloktan emekli kimya mühendisi Tarık Bey geldi.

C Bloktan eczacı Necla Hanım koştu.

D Bloktan bankacı Vedat Bey terlikleriyle fırladı.

Dakikalar içinde elli kişi zeytinliğin etrafını sardı.

Herkesin üzerinde pijama, eşofman ve sabahlık vardı.

Necla Hanım çamurlara bata çıka öne atıldı:

— “Ay çocuk parkı elden gidiyor!”

— “Pis balçıklar salıncakların altına dolmuş!”

— “Yarın torunlarım nerede oynayacak?”

Sondajdan çıkan yoğun gri çamur bentleri aşmıştı.

Site çocuk parkının çimlerini tamamen kaplamıştı.

Kaydırakların altı göle dönmüştü.

Vedat Bey telefonunu çıkarıp canlı yayın başlattı:

— “Evet sayın komşular, Martı Sitesi WhatsApp grubu canlı yayındayız!”

— “Yönetici Selahattin Bey gece yarısı sitemize maden ocağı kurdu!”

— “Her yer petrol kuyusu gibi tütüyor!”

Selahattin Bey kameranın önüne elini koydu:

— “Kapat o telefonu Vedat! Siteyi rezil etme!”

Tarık Bey cep telefonunun fenerini kamyona tuttu:

— “Bu mazot dumanı ciğerlerimizi yaktı!”

— “Astım hastasıyım ben!”

— “Selahattin Bey seni yönetici seçtiğimiz güne lanet olsun!”

Kalabalıktan bağrışmalar yükseldi:

— “Durdurun şu aleti!”

— “Kulaklarımız patladı!”

— “Yarın işe gideceğiz uykusuz kaldık!”

Fakat kalabalık ikiye bölündü.

Arka bloktan havuz meraklısı üç komşu Selahattin Bey’i savundu:

— “Bırakın adam suyu çıkarsın yahu!”

— “İki aydır havuzda yüzemiyoruz!”

— “Su çıkarsa sitenin değeri artar!”

Cevdet Bey iki grubun arasına girdi:

— “Hukuksuz suyla havuz doldurulmaz!”

— “Devletin yasasını çiğneyen bedelini öder!”

Cevdet Bey telefonunu kulağına götürdü.

Tuşlara bastı ve hoparlörü açtı:

— “Alo! Kuşadası İlçe Jandarma Komutanlığı mı?”


V. Mavi Tepe Lambaları: Jandarma Tutanağı ve DSİ Mührü

Saat 02.45’te sitenin nizamiye demir kapısında mavi ve kırmızı ışıklar parladı.

Kuşadası İlçe Jandarma Komutanlığı devriye aracı içeri girdi.

Aracın arkasından da Kuşadası Belediyesi Zabıta minibüsü geldi.

Siren sesi gecenin karanlığını deldi geçti.

Sitedeki sondaj motoru anında susturuldu.

Sondaj ustaları anahtarları fırlatıp kamyonun arkasına saklandı.

Devriye komutanı Astsubay Kıdemli Başçavuş Murat Bey araçtan indi.

El fenerini sondaj kulesine doğrulttu:

— “Kim buranın yetkilisi?”

Cevdet Bey öne çıktı:

— “Ben emekli Ağır Ceza Hâkimi Cevdet Aksoy.”

— “İhbarı bizzat ben yaptım Başçavuşum.”

— “Kat malikleri kurulunun kararı olmaksızın ortak alana kaçak girilmiştir.”

— “167 Sayılı Kanun hilafına ruhsatsız sondaj yapılmaktadır.”

— “Çevre Kanunu ve Kabahatler Kanunu alenen çiğnenmiştir.”

Astsubay Murat Bey Yönetici Selahattin Bey’e döndü:

— “Ruhsatınız nerede beyefendi?”

— “DSİ Arama Belgesi’ni derhal ibraz edin.”

Selahattin Bey titremeye başladı:

— “Komutanım… Belgeye başvurduk… Gelmek üzere…”

— “Pazartesi günü Aydın’a bizzat gidecektim…”

Astsubay başını iki yana salladı:

— “Belgesiz sondaj yapmak suçtur.”

— “Ayrıca saat 24.00’ten sonra ağır iş makinesi çalıştırmak yasaktır.”

— “Zabıta ekipleri Kabahatler Kanunu gereği işlem yapacak.”

Zabıta memuru sarı ceza koçanını çıkardı.

Selahattin Bey’e dönük ilk ceza makbuzu kesildi.

Gürültü ve izinsiz kazı gerekçesiyle 48 bin TL ceza yazıldı.

Kamyon şoförünün ehliyetine ve çalışma belgelerine el konuldu.

Sondaj kulesi kırmızı mühür mumuyla jandarma tarafından mühürlendi.

Astsubay resmi tutanağı hazırladı:

— “Yarın sabah DSİ 21. Bölge Müdürlüğü uzmanları gelecek.”

— “Kuyu kapatma kararı çıkarsa beton dökülüp kapatılacak.”

— “Tüm kapatma masrafı şahsi olarak sizden tahsil edilecek Selahattin Bey.”

Selahattin Bey zeytin ağacının gövdesine yaslandı.

Yüzü kireç gibi bembeyaz oldu.

Pijamalı komşular jandarmanın etrafında alkış tuttu:

Şak, şak, şak!


VI. Sabahın İlk Işıkları: 45 Metrede Kalan Matkap Ucu

Sabah saat 06.30 oldu.

Güneş Dilek Dağları’nın ardından usulca yükseldi.

Martı Sitesi sakinleri uykusuz ve gözleri kan çanağı halde bahçedeydi.

Zeytinlik tam bir savaş alanına dönmüştü.

Kırk yıllık iki zeytin ağacının kökleri gri çamurla kaplanmıştı.

Çocuk parkındaki ahşap kaydırak balçığa saplanmıştı.

Ve en büyük fiyasko gün ışığında ortaya çıktı.

Sondaj matkabı yerin 45 metre derinliğinde sert bazalt kayasına sıkışmıştı.

Kamyonun hidrolik vinci matkabı yukarı çekemiyordu.

Çelik kule sitenin ortasında terk edilmiş bir anıt gibi dikili kaldı.

Ne bir damla su çıkmıştı ne de huzur kalmıştı.

Selahattin Bey yönetim ofisinin kapısını kilitledi.

Telefonlarını tamamen kapattı ve ortadan kayboldu.

Öğle saatlerinde site ilan panosuna yeni bir dilekçe asıldı.

Hâkim Cevdet Bey bizzat kaleme almıştı.

Kuşadası Sulh Hukuk Mahkemesi’ne KMK Madde 33 gereği dava açılmıştı.

Yöneticinin azli ve ortak alanın eski hale getirilmesi talep edildi.

Ayrıca açılan çukurun betonla doldurulması için 120 bin TL masraf çıkmıştı.

Bunu da Selahattin Bey’in şahsi hesabından tahsil etmek istiyorlardı.

Davutlar sahilinde rüzgâr esiyor, martılar çığlık atıyordu.

Site sakinleri ise balkondan çamurlu kuleye bakıp söyleniyordu:

— “Bir bardak bedava kuyu suyu içecektik…”

— “Pijamayla jandarmaya ifade verdik!”

— “Aidat borcunun üstüne bir de kuyu kapatma parası ödeyeceğiz!”

Kaçak sondaj sevdası Ege kıyısında böylece hüsranla noktalandı.

Geriye sadece çamurlu salıncaklar ve unutulmaz bir gece yarısı operasyonu kaldı.

Sıradaki Yazlık Dosyaları