📍 SAYFİYE KRONİĞİ
SİTENİN ÇOCUKLARI

Erdek'ten Çeşme'ye Yazlık Medeniyeti, Apartman Savaşları & Aidat Dramaları

Site Yönetimi & Apartman 📍 Bodrum, Muğla, Turgutreis, Ege

Turgutreis Yamaçlarında Gece 03.15 Balkon Kahkahasına Hortumla Müdahale Harekâtı

Bodrum Günbatımı Evleri'nde sabah karşı Uno oynayan gençlerin üzerine üst kattan salınan tazyikli artezyen hortumu, ıslanan telefonlar ve KMK Madde 18 tutanağı.

📌 Yazlık Kanunu: "Bodrum gecesinde 'burası sayfiye yeri' tezi, üst katın çamaşır musluğuna bağlı on beş metrelik sarı hortuma çarpınca sırılsıklam olur."
SC Sitenin Çocukları Masası
Anı kodu: gece-sifir-uc-balkon-sohbetine-bahce-hortumuyla-mudahale
Turgutreis Yamaçlarında Gece 03.15 Balkon Kahkahasına Hortumla Müdahale Harekâtı

I. Gümüş Sıcağı ve Tabu Kartları: Saat 02.45

Temmuz ayının en sıcak cuma gecesiydi.

Saat tam 02.45’ti.

Muğla Bodrum Turgutreis sırtlarındaki seksen villalık Günbatımı Terasları Sitesi derin bir uykudaydı.

Ege Denizi üzerinde yaprak kımıldamıyordu.

Hafif ve yapışkan bir lodos vadiyi sarmıştı.

Sitenin begonvilli sokaklarında sadece cırcır böcekleri ötüyordu.

Fakat C Blok 4 numaranın geniş bahçe terasında hayat tüm hızıyla akıyordu.

Daireyi İstanbul’dan gelen genç mimar Arda sezonluk kiralamıştı.

Teras mermerinin üzerine sekiz kişilik büyük bir ahşap masa kurulmuştu.

Masada altı arkadaş oturuyordu.

Ortada devasa bir buz kovası, soğuk karpuz dilimleri, ezine peyniri ve kadehler vardı.

Gençler akşam saat on birden beri aralıksız Tabu ve Uno oynuyordu.

Her kelime tahmininde kahkahalar havada uçuşuyordu.

Mimar Arda arkadaşına el kol hareketleriyle yasaklı kelime anlatıyordu:

— “Hani geçen yaz Çeşme’de başımıza gelmişti ya!”

— “Hani jandarma gelip arabayı çekmişti!”

Masadaki arkadaşı Melis ellerini masaya vurarak tiz bir çığlık attı:

— “Ay delirme Arda, sesli harf kullanma kuralı var!”

Bütün masa aynı anda katılarak gülmeye başladı.

Bu dev kahkaha dalgası yamaçtaki taş duvarlardan yankılandı.

Vadiye doğru bir çığ gibi yuvarlandı.

Aşağıdaki Kargı Koyu’nda demirli lüks teknelerin direklerine kadar ulaştı.

Gençler tatil coşkusuyla kendinden geçmişti.

Zaman mefhumunu tamamen yitirmişlerdi.

Onlara göre Bodrum gecesi asla uyumayan bir eğlence cumhuriyetiydi.


II. Tavandaki Titreşim: Emekli Hâkimin Uykusuzluğu

Gençlerin terasının tam üstünde C Blok 6 numara yer alıyordu.

Orada emekli Yargıtay Onursal Tetkik Hâkimi Şevket Tanır ikamet ediyordu.

Şevket Bey yetmiş altı yaşındaydı.

Tam kırk iki yıl adliye koridorlarında dosya karara bağlamıştı.

İleri derecede hipertansiyon ve kronik uyku apnesi rahatsızlığı vardı.

Her akşam saat 22.30’da tansiyon ilacını içer, ışığını söndürürdü.

Sıcak yaz gecesinde yatak odasının Fransız balkonu aralıktı.

Aşağıdan patlayan her kahkahada yatak odasının meşe parkeleri zangırdıyordu.

Şevket Bey yatağın içinde üç kez sağa sola döndü.

Kuş tüyü yastığı iki eliyle kulaklarına bastırdı.

Fayda etmedi.

Eczaneden aldığı silikon kulak tıkaçlarını taktı.

Yine kâr etmedi.

Melis’in tiz kahkahası silikon tıkacı delip beyin zarına ulaşıyordu.

Şevket Bey yataktan öfkeyle fırladı.

Komodinin üstündeki gümüş saplı ceviz bastonunu kavradı.

Yatak odasının parkesine bastonun ucuyla üç kez vurdu:

Tak! Tak! Tak!

Aşağıdaki masadan hiçbir geri adım gelmedi.

Aksine kahkahaların dozu ikiye katlandı.

Arda Uno kartını masaya hızla çarptı:

— “Renk sarı! Cezalısın Melis, üç kart çek!”

Şevket Bey balkona çıktı.

Üzerinde çizgili lacivert robdöşambrı ve terlikleri vardı.

Korkuluktan aşağıya doğru eğildi:

— “Gençler! Saatinize bakın lütfen!”

— “Saat gecenin üçü oldu!”

— “Sabah erkenden kardiyoloji kontrolüm var!”

— “Lütfen masanızı toplayıp içeriye girin!”

Arda başını arkaya yatırıp yukarıya baktı.

Kadehini neşeyle havaya kaldırdı:

— “Amcacım burası Bodrum yarımadası!”

— “Yazın göbeğinde kimse uyumaz burada!”

— “Yılda bir hafta iznimiz var, eğleniyoruz!”

— “Siz de gelin, bir dilim karpuz ikram edelim!”

Şevket Bey’in yanakları hiddetten alev aldı:

— “Burası dağ başı değil, toplu yaşam alanıdır!”

— “Huzur ve sükunumu açıkça ihlal ediyorsunuz!”

Melis aşağıdan kıkırdayarak cevap verdi:

— “Hadi amcacım ya, balkona biraz caz müziği açalım da uyu!”


III. KMK Madde 18 ve Sarı Bahçe Hortumu

Şevket Bey balkon korkuluğundan sessizce geri çekildi.

Gözlerinde tehlikeli bir kararlılık belirdi.

Sözlü ikaz safhası resmen tükenmişti.

Şimdi kanunun emredici yaptırım aşamasına geçiliyordu.

Şevket Bey sakin adımlarla koridordan banyoya geçti.

Çamaşır makinesinin soğuk su musluğuna bağlı sarı bir hortum vardı.

Bu hortum tam on beş metre uzunluğundaydı.

Teras çiçeklerini sulamak için özel çelik kelepçeyle takılmıştı.

Ucunda ise itfaiye tipi pirinç bir lans başlığı bulunuyordu.

Şevket Bey hortum kangalını omuzladı.

Balkona kadar adeta bir piyade gibi taşıdı.

Lansın üzerindeki ayar bileziğini çevirdi.

Püskürtme modunu en dar ve sert tazyik kanalına kilitledi.

Banyo musluğunu son turuna kadar açtı.

Sitenin hidrofor motoru bodrum katta homurdandı:

Vıııııınnn!

Su borularında iki buçuk barlık yüksek basınç oluştu.

Şevket Bey hortumu balkonun mermer küpeştesine sabitledi.

Aşağıya doğru dikkatle nişan aldı.

Hedef tahtası açıktı:

Tam masanın ortasında duran Tabu kutusu ve açık laptop.

Şevket Bey tetiğe bastı.

Karanlık gecede adeta bir şelale boşaldı.

Buz gibi artezyen suyu büyük bir kükremeyle aşağıya indi:

ŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞ!

Tazyikli su doğrudan cam masanın merkezine çarptı.

Peynir tabakları bahçeye fırladı.

Karpuz çekirdekleri duvara yapıştı.

Melis’in kuaför yapımı sarı saçları saniyeler içinde su yosununa döndü.

Arda’nın keten gömleği vücuduna yapıştı.

Masanın üstünde şarjda duran iki adet son model telefon anında su altında kaldı.

Arda’nın açık duran grafik tasarım bilgisayarı duman çıkararak kapandı.

Teras bir anda tufan sonrası göle döndü.

Melis çığlıklar atarak ayağa fırladı:

— “Aaaaa! Boğuluyoruz!”

— “Biri üzerimize kimyasal su boşaltıyor!”

Can sandalyeden geriye doğru devrildi:

— “Kimyasal değil oğlum, donuyoruz, kuyu suyu bu!”

Arda kafasını kaldırıp yukarıya baktı.

Şevket Bey tepede adeta bir deniz tanrısı gibi dikiliyordu.

Hortumu iki eliyle kavramış, suyu sağa sola nizami şekilde yayıyordu.

Arda deliye döndü:

— “Durdur şu vanayı be adam!”

— “Bilgisayarım yandı, telefonlar bitti!”

Şevket Bey yukarıdan buz gibi bir ses tonuyla haykırdı:

— “Kat Mülkiyeti Kanunu Madde 18 gereğince yangın mahalline müdahale edildi!”


IV. Gece Devriyesi ve Komşu Ayaklanması

Saat tam 03.35’te sitenin nizamiyesinde telefonlar kilitlendi.

Güvenlik kulübesindeki bekçi Remzi sıçrayarak uyandı.

Aynı anda yandaki B Blok ve D Blok sakinleri de camlara çıkmıştı.

Emekli Tabip Kıdemli Albay Cevdet Bey balkondan bağırdı:

— “Neler oluyor orada? Tatbikat mı var?”

Arda güvenliği arayıp avazı çıktığı kadar feryat etti:

— “Remzi Ağabey çabuk jandarmayı çağır!”

— “C Blok’ta suikast düzenlendi!”

— “Üst kat terasımıza tonlarca su bastı!”

Bekçi Remzi el fenerini ve plastik copunu alıp yokuşu koşarak tırmandı.

C Blok bahçesine vardığında ağzı açık kaldı.

Zemin terasından bahçedeki çimlere doğru küçük bir nehir akıyordu.

Mermerlerin üzerinde ıslak Tabu kartları yüzüyordu.

Uno kartları çamurlara bulanmıştı.

Gençler banyodan kaptıkları beyaz havlulara sarılmış, titriyordu.

Yukarıdaki birinci kat balkonundan ise hâlâ damlalar şıp şıp düşüyordu.

Remzi cebinden bloknotunu ve kurşun kalemini çıkardı:

— “Arda Bey, burada sel felaketi mi oldu?”

Arda su damlayan telefonunu havaya kaldırdı:

— “Ne seli Remzi Ağabey!”

— “Şevket Bey tepeden hortumla doğrudan bizi hedef aldı!”

— “Maddi zararımız en az yüz elli bin lira!”

— “Açıkça mala zarar verme suçu işlendi!”

O esnada Şevket Bey merdivenlerden vakur adımlarla indi.

Üzerine temiz gri keten takımını giymişti.

Gözlüğünü takmış, koltuğunun altına kalın kırmızı ciltli kanun kitabını almıştı.

Remzi’nin yanına yaklaştı:

— “Tutanak tanzim et Remzi Efendi.”

— “Saat 03.15 itibarıyla kamu huzuru ihlal edilmiştir.”

— “Fiili durum meşru müdafaa sınırları içinde sonlandırılmıştır.”

Arda yumruklarını sıktı:

— “Bizi boğmaya kalktın, ne meşru müdafaası!”

Şevket Bey gözünü bile kırpmadı:

— “Ben terasımdaki sardunyaları suluyordum evladım.”

— “Gece vakti serinlikte sulama yapmak bitki sağlığı için zaruridir.”

— “Lodos fırtınası suyu sizin masanıza savurmuş.”

Melis ağlamaklı bir sesle araya girdi:

— “Sardunya mı? Hortumun ucunu alnıma dayadın be adam!”


V. Saat 04.15: Jandarma Devriyesi ve Doktrin Savaşı

Tartışma alevlenince Arda 112 Acil Çağrı merkezini aradı.

Saat tam 04.15’te sitenin ana kapısından jandarma cipi girdi.

Araçtan Jandarma Astsubay Başçavuş Murat ve iki uzman çavuş indi.

Murat Başçavuş el fenerini yerdeki ıslak kartlara ve gençlerin haline tuttu.

Gözlerini kısıp tebessüm etti:

— “Hayırdır beyler, sabah sporu mu yapıyorsunuz?”

Arda hemen öne atıldı:

— “Komutanım şikâyetçiyiz!”

— “Masada otururken üzerimize kasten hortum sıktı!”

— “Türk Ceza Kanunu Madde 151 uyarınca mala zarar var!”

— “TCK Madde 86 gereğince fiziki saldırı var!”

— “Bu şahsı derhal gözaltına alın!”

Murat Başçavuş Şevket Bey’e döndü:

— “Siz ne diyorsunuz amca?”

Şevket Bey ceketinin iç cebinden emekli Yargıtay kimlik kartını çıkardı.

Komutana nezaketle uzattı:

— “Ben emekli tetkik hâkimiyim komutanım.”

— “Meselenin hukuki zeminini doğru kuralım.”

— “Kat Mülkiyeti Kanunu Madde 18 çok açıktır.”

— “Malikler ve kiracılar komşuluk hukukuna riayet etmek zorundadır.”

— “Türk Medeni Kanunu Madde 737 taşkınlığı kesin dille yasaklar.”

— “Ayrıca Kabahatler Kanunu Madde 36 gürültü kabahatini düzenler.”

— “Ben kendilerini tam üç kez sözlü uyardım.”

— “Uyarılarım alayla ve kahkahayla geçiştirildi.”

— “Gürültü eylemi tahammül sınırını çoktan aşmıştı.”

— “Hukukta ihkak-ı hak yasaktır ama burada zilyetliğin korunması vardır.”

Murat Başçavuş şapkasını çıkardı, terli alnını sildi:

— “Hâkim Bey, gecenin dördünde bize kanun maddesi saymayın.”

— “Gençler gürültü yapmış, siz de tulumbacılık yapmışsınız.”

— “İki taraf da karakola gelirse sabahı buluruz.”

— “Gelin bu işi tatlıya bağlayalım.”


VI. Sulh Hukuk Tehdidi ve Balkon Barışı

Güneş Turgutreis tepelerinden ağır ağır doğmaya başladı.

Saat 06.00’ya geldi.

Teras kurudu, fakat öfkeler kolay yatışmadı.

Site yönetim kurulu başkanı Feridun Bey sabah ekmeğini alırken olaya müdahale etti.

Herkesi begonvilli kamelyaya topladı.

Çaycıya taze çay demletti:

— “Komşular, bu dava adliyeye taşınırsa iki taraf da perişan olur.”

— “Arda Beyler gürültüden idari para cezası öder.”

— “Şevket Bey de sulh cezada mala zarardan ifade verir.”

— “Ayrıca bütün yazlık sitemizin huzuru kaçar.”

— “Şimdi buraya medeni bir uzlaşma metni yazacağız.”

Kamelyada kırk beş dakika süren müzakereler sonucunda altı maddelik barış senedi imzalandı:

  1. Saat 23.30’dan sonra balkon ve teraslarda kutu oyunları, müzik ve sesli sohbet kesinlikle yasaktır.

  2. Gece sohbetleri salon içerisinde, pencereler kapalı vaziyette sürdürülecektir.

  3. Üst kat balkonlarına bahçe tipi sulama hortumu çekilmesi yasaklanmıştır.

  4. Çiçek sulamaları yalnızca iki litrelik plastik süzgeçle yapılacaktır.

  5. Islanan iki adet akıllı telefonun teknik servis kurutma masrafını Şevket Bey karşılayacaktır.

  6. Arda Bey bir sonraki kutu oyunu gecesine Şevket Bey’i de şeref konuğu olarak davet edecektir.

Şevket Bey demli çayından bir yudum aldı.

Bıyık altından hafifçe gülümsedi:

— “Uno oyununu Yargıtay lojmanlarında çok oynardık çocuklar.”

— “Ama gece üçe kadar değil, saatinde bitirirdik.”

Arda başını salladı:

— “Anlaştık Hâkim Bey, ama sarı hortumu depoya kaldırın lütfen.”

Güneş Ege Denizi’ni aydınlatırken Günbatımı Terasları derin bir sessizliğe büründü.

Sarı bahçe hortumu rulo yapılıp sığınağa kilitlendi.

Turgutreis sırtlarında su sesi nihayet dindi.

Sıradaki Yazlık Dosyaları