Didim Ege Yıldızı Sitesinde Yakıt Parası Ödemeyen Yazlıkçıların Şalterini İndirme Operasyonu
Kış fırtınasında 250 kVA jeneratörün mazotunu ödemeyen 140 dairenin sigortasını kerpetenle söken bekçi, sömestrde eve dönenlerin trafo odası baskını.
jenerator-yakit-parasi-odemeyen-yazlikcilarin-salterini-indirme-operasyonu
I. Ocak Ayazı ve 250 kVA Dizel Motor: Saat 18.00 Kesintisi
Ocak ayının en dondurucu cuma akşamıydı.
Saat tam 18.00’di.
Aydın Didim sahilindeki 200 konutluk Ege Yıldızı Sitesi zifiri karanlığa gömüldü.
Ege Denizi’nden esen dondurucu karayel fırtınası çam ağaçlarını kökünden sallıyordu.
Yazın binlerce insanın yüzdüğü ortak havuz yağmur suyuyla dolmuştu.
Yazlık sitenin sokakları tamamen ıssızdı.
Didim ana elektrik trafosunda fırtına nedeniyle yüksek gerilim hattı koptu.
Tüm ilçede elektrikler aniden kesildi.
Sitede kış aylarında sadece on beş aile sürekli yaşıyordu.
Geriye kalan yüz seksen beş dairenin sahipleri Ankara, İstanbul, İzmir ve Almanya’daydı.
Sitede merkezi 250 kVA gücünde dev bir Perkins dizel jeneratör vardı.
Elektrikler kesilince jeneratör sarsılarak otomatik devreye girdi:
Vınnnnnn… Güm, güm, güm!
Egzostan gökyüzüne gri dumanlar ve kıvılcımlar yükseldi.
On beş kışlık dairenin pencerelerinde sarı lambalar peş peşe yandı.
Fakat bu jeneratör canavarı saatte tam 28 litre motorin tüketiyordu.
Dizel yakıtın litresi 45 TL sınırını çoktan aşmıştı.
Jeneratör odasının kapısında Site Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Bey duruyordu.
Ziya Bey emekli Köy Hizmetleri Bölge Müdürüydü.
Altmış sekiz yaşındaydı, disiplin delisi bir bürokrattı.
Elindeki yakıt göstergesine fener tuttu.
Bin litrelik mazot tankı hızla boşalıyordu.
Yanında duran diğer kış sakinleri de homurdanıyordu.
Ziya Bey dişlerini sıktı:
— “Bu motor iki günde 160 bin liralık yakıt yutar komşular!”
— “Kışın burada oturmayan yüz kırk daire tek kuruş yakıt avansı ödemedi!”
— “‘Biz kışın gelmiyoruz’ deyip yan çiziyorlar!”
— “Biz burada donarken onlar Ankara’da kalorifer sefası sürüyor!”
— “Bu adaletsizliğe bu gece son vereceğim!”
II. Kerpetenli Gece Harekâtı: 140 Sigortanın Sökülmesi
Ziya Bey cebinden paslı demir anahtarı çıkardı.
Sitenin emektar bekçisi İbo’yu yanına çağırdı.
İbo üzerinde eski bir askeri kaputla titreyerek geldi.
Ayaklarında üç kat yün çorap ve lastik çizmeler vardı:
— “Buyur Ziya Başkan, motor arıza mı yaptı?”
Ziya Bey ana trafo dağıtım odasının kalın çelik kapısını açtı:
— “Arıza yapmadı İbo, ama biz bazılarına arıza yaptıracağız!”
— “Getir o sarı saplı çelik kerpeteni!”
Odadaki dev elektrik panosunda iki yüz adet otomatik sigorta yan yana diziliydi.
Alman malı 32 amperlik Siemens ve Schneider sigortalar panoda parlıyordu.
Ziya Bey cebinden kırmızı tükenmez kalemle çizilmiş bir liste çıkardı.
Listede sekiz aydır ortak gider ve jeneratör yakıt parası ödemeyen 140 dairenin kapı numarası vardı.
Ziya Bey panoyu işaret etti:
— “İbo dinle beni!”
— “Borcunu ödemeyen bu yüz kırk dairenin sigortalarını tek tek sökeceksin!”
İbo korkuyla bir adım geri çekildi:
— “Aman başkanım yüksek voltaj var, çarpılırım!”
— “Hem milletin mülküne el uzatılmaz!”
— “Yazın gelirlerse bizi mahkemeye verirler!”
Ziya Bey kaşlarını çattı:
— “Yazın gelirlerse paralarını kuruşu kuruşuna öder, elektriğini öyle alırlar!”
— “Biz burada soğuktan zatürre mi olalım?”
— “Genel kurul bana bu yetkiyi verdi, sök şunları!”
Bekçi İbo kalın kauçuk eldivenlerini taktı.
Kerpeteni ilk sigortanın kalın bakır kablosuna uzattı.
Kablolar vidalardan söküldü, şalterler tek tek aşağıya indirildi:
Çat, çat, çat!
İki saat içinde tam yüz kırk adet sigorta panodan söküldü.
Sökülen parçalar beyaz bir un çuvalına dolduruldu.
Ziya Bey çuvalı sırtlayıp yönetim ofisindeki çelik para kasasına kilitledi.
Sitedeki on beş kışlık daire ışıklar içinde ısınırken, 140 dairenin şebekesi tamamen kör edildi.
III. Sömestr Şoku: Buz Gibi Evler ve Kokan Dolaplar
İki hafta sonra okullarda sömestr tatili başladı.
Hava sıfırın altında iki dereceye kadar inmişti.
Cuma gecesi saat 23.30’da Ankara’dan gelen üç aile siteye giriş yaptı.
Afyon ve Denizli karlı yollarından dokuz saatte güçlükle gelmişlerdi.
A Blok 4 numarada oturan emekli Sayıştay Uzmanı Turgut Bey arabasını park etti.
Bagajdan çocukların kayak kıyafetlerini, bavulları ve kışlık battaniyeleri indirdiler.
Turgut Bey kapının anahtarını çevirip dairesine girdi.
Hemen antredeki ışık anahtarına bastı:
Çıt!
Lamba yanmadı.
Turgut Bey tekrar bastı, yine ses yoktu.
Eşi Nalan Hanım karanlık salondan bağırdı:
— “Turgut elektrik yok!”
— “Kombi çalışmıyor, ev resmen buzluk gibi!”
— “Buzdolabını açtım, yazdan kalan derin dondurucudaki kurban etleri çürümüş!”
— “Dondurmalar erimiş, yerlere akmış!”
— “Ebeveyn banyosundaki borular da donmuş ve patlamış!”
— “Parkelerin üzeri buz tutmuş Turgut, bu koku ne!”
Turgut Bey telefonun fenerini yaktı.
Koridordaki sigorta kutusunun kapağını açtı.
Kutunun içi bomboştu!
Bakır kablolar havada çıplak sallanıyordu.
Turgut Bey şaşkınlıkla bağırdı:
— “Eve hırsız girmiş!”
— “Duvarın içindeki sigortaları bile sökmüşler!”
O sırada yan bloklardan da feryatlar yükseldi.
Almanya’dan tatile gelen gurbetçi Hasan Bey balkona fırladı:
— “Bizim evde de elektrik yok!”
— “Kombi donmuş, radyatörler patlamak üzere!”
Yol yorgunu altı aile gece yarısı fenerlerle bahçeye döküldü.
Çocuklar soğuktan titriyordu.
Herkes yönetim binasına doğru koştu.
IV. Trafo Odasında Levye Sesleri ve Ziya Bey’in Rehin Alınması
Sakinler yönetim ofisinin demir kapısına dayandı:
Güm, güm, güm!
Kapıyı Ziya Bey yün pijamalarıyla açtı.
Turgut Bey öfkeyle haykırdı:
— “Ziya Bey bu ne rezalet?”
— “Evlerimizde elektrik yok!”
— “Panodaki sigortalarımız yerinde yok!”
Ziya Bey gayet sakin konuştu:
— “Yok tabii Turgut Bey!”
— “Sekiz aydır yakıt avansını yatırmadınız!”
— “Biz kış boyu jeneratöre tonlarca motorin aldık!”
— “Siz Ankara’da sıcacık oturdunuz!”
— “Genel kurul kararı aldık, borcunu ödemeyenin elektriğini kestik!”
Gurbetçi Hasan Bey çıldırdı:
— “Sen kimsin de benim elektriğimi kesiyorsun lan!”
— “Benim derin dondurucumda 60 bin liralık et çürüdü!”
B Blok sakinlerinden şeker hastası Mustafa Bey de bağırdı:
— “Benim dolaptaki insülinlerim bozuldu Ziya Bey!”
— “Kör mü kalayım bu yaşta?”
— “Sen insan canına mı kastediyorsun?”
Hasan Bey arabasının bagajından getirdiği ağır demir levyeyi havaya kaldırdı.
Ziya Bey’in yakasına yapıştı.
Turgut Bey araya girmeye çalıştı ama kalabalık Ziya Bey’i trafo odasına sürükledi:
— “Aç o kasayı derhal!”
— “Sigortalarımızı geri ver!”
Ziya Bey inat etti:
— “Vermem! Daire başı 12 bin TL nakit yakıt borcunu ödeyin, öyle takayım!”
Öfkeli kalabalık Ziya Bey’i trafo odasına kilitledi.
Bekçi İbo ise korkudan kazan dairesindeki kömür yığınının arkasına saklandı.
Turgut Bey hemen telefonunu çıkardı:
— “Didim İlçe Jandarma Komutanlığı mı?”
— “Ege Yıldızı Sitesi’ne acil devriye gönderin!”
— “Can güvenliğimiz tehlikede, site yöneticisi sabotaj yaptı!”
V. Jandarma Baskını ve Yargıtay’ın Kesin Tokadı
Gece saat 01.15’te jandarma devriyesi mavi tepe lambalarıyla siteye girdi.
Astsubay Başçavuş Levent Bey tarafları güçlükle ayırdı.
Trafo odasının kilidi açıldı, Ziya Bey dışarı çıkarıldı.
Ziya Bey hemen kendini savundu:
— “Komutanım genel kurul kararımız var bizim!”
— “KMK Madde 20 gereğince herkes ortak yakıt giderine katılmak zorundadır!”
— “Ödemeyenin şalterini indirme hakkımız var!”
Astsubay Levent Bey tutanak defterini açtı:
— “Ziya Bey siz elektrik dağıtım şirketi misiniz?”
— “Devlet misiniz siz?”
Turgut Bey Sayıştay kimliğini gösterip kanun maddelerini sıraladı:
— “Astsubayım durum hukuken çok açıktır!”
— “Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatları kesindir:”
— “‘Genel kurulda oy birliğiyle karar alınsa dahi, site yönetimi kat malikinin elektriğini, suyunu veya doğalgazını kesemez!’”
— “‘Bu tür kararlar kanuna ve kamu düzenine aykırı olup mutlak butlanla hükümsüzdür!’”
— “‘Aidat alacağı için tek yol ilamsız icra takibidir!’”
— “Ziya Bey Türk Ceza Kanunu Madde 123 gereğince kişilerin huzurunu bozmuştur!”
— “TCK Madde 154 gereği hakkı olmayan yere tecavüz etmiştir!”
— “Ayrıca onlarca aileyi dondurucu kış ortasında rehin bırakmıştır!”
Astsubay Levent Bey nöbetçi cumhuriyet savcısını aradı.
Savcı Bey telefonda talimatı verdi:
“Elektriğin kesilmesi temel yaşam hakkının ihlalidir.”
“Şalterlerin derhal yerine takılması zorunludur.”
“Takmayanlar hakkında adli işlem başlatılsın.”
Astsubay Ziya Bey’e döndü:
— “Derhal o çelik kasayı açıyorsunuz Ziya Bey.”
— “O çuvaldaki sigortaları bu gece yerine taktıracaksınız.”
— “Koskoca emekli bölge müdürü un çuvalıyla sigorta mı kaçırır?”
— “Bu yapılan resmen eşkıyalıktır!”
— “Aksi halde sizi ve bekçiyi kelepçeleyip karakola çekerim!”
VI. Gece Yarısı Montajı ve 240 Bin TL’lik Tazminat
Saat 02.30’du.
Gözaltına alınmaktan korkan Ziya Bey çelik kasanın şifresini titreyerek çevirdi.
Beyaz un çuvalı içindeki 140 adet sigorta trafo odasına geri getirildi.
Didim sanayisinden gece nöbetçi elektrik ustası çağrıldı.
Bekçi İbo elektrikçinin yanında fener tuttu.
Saat sabah 05.30’a kadar dondurucu soğukta sigortalar tek tek panoya vidalandı:
Tık, tık, tık!
Ana şalterler yukarı kaldırıldı.
Karanlık villalarda ışıklar yeniden yandı.
Kombiler gürültüyle devreye girdi:
Vınnnn… Fıssss!
Fakat kriz sabah adliyeye taşındı.
Didim Sulh Hukuk Mahkemesi’nde nöbetçi hâkimle acil hasar tespiti yaptırıldı.
Bilirkişi heyeti dairelerdeki bozuk derin dondurucuları, patlayan radyatör borularını kayda geçirdi.
Toplam 240 bin TL maddi zarar tespit edildi.
Bu zarar Ziya Bey’in şahsi mal varlığına rücu edildi.
Ayrıca Ziya Bey hakkında Didim Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
Şubat ayında yapılan genel kurulda Ziya Bey başkanlıktan oy birliğiyle kovuldu.
Adı Didim kahvehanelerinde ‘Şalter Ziya’ya çıktı.
Kahveye her girdiğinde gençler şalter indirme hareketi yaptı.
Site yönetimi borçlu kat maliklerine yasal icra takibi başlattı.
Yüzde beş yasal gecikme faiziyle tüm alacaklar tahsil edildi.
Didim sahilinde kış fırtınası dindi.
Fakat Ege Yıldızı Sitesi sakinleri şu temel gerçeği asla unutmadı:
Hukuk icra dairesinde aranır; trafo panosunda kerpetenle aranan adalet, sahibini jandarma arabasına bindirir.
Şalterler bir daha asla izinsiz inmedi.
Karanlık ise yerini adaletin ışığına bıraktı.