📍 SAYFİYE KRONİĞİ
SİTENİN ÇOCUKLARI

Erdek'ten Çeşme'ye Yazlık Medeniyeti, Apartman Savaşları & Aidat Dramaları

Site Yönetimi & Apartman 📍 Edremit, Altınoluk, Balıkesir, Kuzey Ege

Altınoluk Zeytinkent Sitesinde Ortak Havuz Suyunu Boşaltıp Kendi Zeytinliğini Sulayan Yönetici

450 tonluk yarı olimpik havuzun suyunu gizli bypass borusuyla 40 dönüm zeytinliğe akıtan site başkanı, denge tankına dökülen kırmızı boya ve suçüstü baskını.

📌 Yazlık Kanunu: "Kazdağları'nın kuru poyrazı havuz suyunu buharlaştırabilir; fakat 40 dönüm zeytin ağacının dibinden klor kokusu geliyorsa orada buharlaşma değil, TCK Madde 163 vardır."
SC Sitenin Çocukları Masası
Anı kodu: ortak-havuz-suyunu-bosaltip-kendi-zeytinligini-sulayan-yonetici
Altınoluk Zeytinkent Sitesinde Ortak Havuz Suyunu Boşaltıp Kendi Zeytinliğini Sulayan Yönetici

I. 450 Tonluk Havuzda Gece Gizemi: Buharlaşma mı, Hırsızlık mı?

Ağustos ayının ikinci pazartesi sabahıydı.

Saat tam 07.00’ydi.

Balıkesir Edremit Altınoluk sahilindeki 150 villalık Zeytinkent Sitesi güne başladı.

Kazdağları’ndan inen serin dağ havası asırlık zeytin yapraklarını hışırdatıyordu.

Sitenin ortasında 450 ton su kapasiteli yarı olimpik dev bir havuz vardı.

Bu havuz sitenin gözbebeğiydi.

Her sabah erken saatte temizlenir, klorlanır ve dip süpürgesi çekilirdi.

Fakat o sabah havuza giren ilk sakin büyük bir şok yaşadı.

Havuzun su seviyesi tam 40 santimetre aşağıya inmişti.

Mavi porselen taşlar tamamen açıkta kalmıştı.

Üst taşma kanalları kupkuru olmuştu.

Filtre emiş ızgaralarından hırıltılı hava sesleri geliyordu:

Gurr, gurr, gurr!

Emekli kimya mühendisi Cevat Bey parmağını suya daldırdı:

— “Bu havuz dün akşam ağzına kadar doluydu!”

— “Bir gecede yüz ton su nereye kayboldu?”

Site Yönetim Kurulu Başkanı Naci Bey elinde simidiyle havuz kenarına geldi.

Naci Bey yetmiş yaşında, bölgenin yerlisi bir zeytinyağı tüccarıydı.

On yıldır sitenin değişmeyen başkanıydı.

Bıyıklarını sıvazlayıp gökyüzünü işaret etti:

— “Cevat Hocam Kazdağları poyrazını bilmez misin?”

— “Ağustos sıcağı var, havada nem sıfır.”

— “Su havaya uçuyor, rüzgârla buharlaşıyor.”

— “Ayrıca taban derzlerinde kılcal çatlaklar var.”

— “Su yavaş yavaş toprağa sızıyor.”

Cevat Bey gözlüğünü düzeltti:

— “Naci Bey çocuk mu kandırıyorsunuz?”

— “Yüz ton su bir gecede buharlaşmaz!”

— “Buranın yüzölçümüne göre fizik ve termodinamik kuralları bellidir.”

— “En şiddetli poyrazda bile buharlaşma günde en fazla bir santim olur!”

Naci Bey ters ters baktı:

— “Fizik bilmem ama BASKİ faturası kapıda Cevat Bey.”

— “Dün siteye 135 bin TL su faturası geldi.”

— “Her daireden 1.200 TL ek su avansı toplayacağız.”

— “Ödemeyen olursa havuza kilit vururum!”


II. Kırmızı Gıda Boyası Harekâtı: Denge Tankına Gece Yarısı Sızma

Cevat Bey bu pişkince cevaba hiç ikna olmadı.

Yan villada oturan emekli Sayıştay Başdenetçisi Orhan Bey’in kapısını çaldı.

İki emekli uzman verandada kahvelerini yudumladı.

Orhan Bey cebinden eski bir altyapı krokisi çıkardı.

Sitenin arkasında geniş ve bereketli bir zeytinlik uzanıyordu.

Bu 40 dönümlük asırlık zeytinlik bizzat Yönetici Naci Bey’in şahsi mülküydü.

Bu yaz tüm Kuzey Ege’de tarihi bir kuraklık yaşanıyordu.

Komşu parsellerdeki tüm zeytin ağaçları susuzluktan sararmıştı.

Zeytin taneleri buruşmuş, yapraklar yerlere dökülmüştü.

Fakat Naci Bey’in 40 dönümlük zeytinliği yemyeşildi.

Ağaçların dalları dolgun zeytinlerle doluydu.

Ağaç diplerindeki toprak ıslak, nemli ve simsiyahtı.

Üstelik ağaçların arasına çekilen siyah damlama hortumlarından tuhaf bir koku yükseliyordu:

Buram buram havuz kloru ve bakır sülfat kokusu!

Cevat Bey masaya vurdu:

— “Orhan Bey bu adam havuz suyunu kendi tarlasına basıyor!”

— “Bizim paralarımızla zeytin suluyor!”

Orhan Bey bıyık altından gülümsedi:

— “Şüphe yetmez Cevat Hocam, suçüstü yapmamız şart.”

— “Hukukta somut delil esastır.”

— “Bana yirmi dört saat mühlet ver.”

Ertesi gün Edremit Toptancılar Çarşısı’na gittiler.

Bir pasta malzemeleri toptancısından beş litrelik konsantre organik kırmızı gıda boyası aldılar.

Bu boya suda eriyen, canlılara zarar vermeyen ama kalıcı bir renk veriyordu.

Pazar gecesi saat 01.30 oldu.

Sitede tüm ışıklar söndü, herkes uykuya daldı.

Cevat Bey ve Orhan Bey spor ayakkabılarını giyip havuz makine dairesine indi.

Makine dairesinin demir kapısı aralıktı.

Çantadan beş litrelik kırmızı bidonu çıkardılar.

Kapağı açıp boyayı doğrudan havuzun 50 tonluk yeraltı denge tankına boşalttılar:

Şırrr… Şırrr!

Denge tankındaki berrak klorlu su bir anda kıpkırmızı bir nar şerbetine dönüştü.

Ardından gizlice makine dairesinden çıkıp zeytinlik sınırında pusuya yattılar.


III. Kazdağları Yamacında Kıpkırmızı Fıskiyeler: Saat 03.45 Suçüstü

Gece saat 03.45’ti.

Ortalık zifiri karanlıktı.

Sitenin arkasındaki zeytinlik yamaçta aniden güçlü bir elektrik motoru devreye girdi:

Vınnnnnn… Çık, çık, çık!

Havuzun makine dairesindeki tahliye vanaları otomatik olarak açıldı.

Yüz tonluk havuz suyu hızla yeraltı borularına emilmeye başladı.

Cevat Bey ve Orhan Bey cep telefonlarının 4K video kaydını başlattı.

Zeytinlik arazisine doğru çalıların arasından gizlice yürüdüler.

Gördükleri manzara akıllara durgunluk verecek cinstendi.

Naci Bey’in 40 dönümlük arazisinde tam altmış adet döner fıskiye çalışıyordu.

Ve o fıskiyelerden havaya kıpkırmızı su fışkırıyordu!

Fıssss… Şakır, şakır, şakır!

Kazdağları’nın etekleri sanki kırmızı şarapla yıkanıyordu.

Zeytin ağaçlarının yeşil yapraklarından kan kırmızı damlalar süzülüyordu.

Toprak kırmızı bir göle dönmüştü.

Etrafı ise geniz yakan çok keskin bir havuz kloru kaplamıştı.

Fıskiyelerin başında ise Yönetici Naci Bey duruyordu.

Naci Bey elinde sarı fenerle damlama vanalarını ayarlıyordu.

Fakat feneri yere tuttuğunda dehşet içinde donakaldı.

Çizmeleri kıpkırmızı çamura batmıştı.

Ağaçlardan üzerine kırmızı sular damlıyordu.

Naci Bey ellerine baktı, parmakları kırmızıya boyanmıştı:

— “Bu ne lan! Ağaçlardan kan mı akıyor?”

— “Tövbe estağfurullah, kıyamet mi koptu?”

Naci Bey korkuyla geriye doğru sendeleyip yere düştü.

Tam o anda çalılıkların arkasından güçlü iki projektör ışığı yüzüne vurdu:

— “Kıyamet değil Naci Bey! Bizim havuzun klorlu suyu!”


IV. BASKİ Tutanakları ve Bypass Vanasının İfşası

Cevat Bey ve Orhan Bey zeytin ağaçlarının arasından çıktı.

Arkalarından da site bekçisi ve pencerelerden fırlayan sekiz kat maliki belirdi.

Herkesin elinde telefonlar açıktı.

Kayıt saniye saniye yapılıyordu.

Orhan Bey Sayıştay denetçisi ciddiyetiyle konuştu:

— “İyi geceler sayın yönetim kurulu başkanı!”

— “Kazdağları poyrazı havuz suyunu senin zeytinliğe buharlaştırmış!”

— “Bu kırmızı sular da herhalde taban çatlağından sızan şifalı su!”

Naci Bey suçüstü yakalanmanın şokuyla ayağa kalktı:

— “Şey… Komşular… Çok büyük bir yanlış anlama var…”

— “Havuzun suyunu klor fazlalığından tahliye ediyordum…”

— “Milli servet ziyan olmasın diye tarlaya yönlendirdim…”

Cevat Bey öfkeyle haykırdı:

— “Yalan söyleme Naci Bey!”

— “Dün gündüz BASKİ şebekesinden havuzu doldurttun!”

— “Faturayı 135 bin TL olarak siteye ödettin!”

— “Gece de suyu kendi şahsi zeytinliğine bastın!”

O sırada uzaktan beklenen siren sesleri yankılandı.

Orhan Bey önceden ihbarda bulunmuştu.

BASKİ Kaçak Su Denetim Ekipleri ve Edremit İlçe Jandarma devriyesi araziye girdi.

BASKİ mühendisleri hızla havuz makine dairesine indi.

Pompanın arkasındaki beton zemin kırıldı.

Havuzun ana tahliye borusu ile zeytinlik arasına çekilmiş gizli hat ortaya çıkarıldı.

Yetmiş beşlik polietilen boru ve kaçak elektrikli vana gün ışığına çıktı.

Sayaçtan geçmeyen bu hırsızlık hattıyla ayda 600 ton suyun çalındığı kayda geçti.

BASKİ mühendisleri ultrasonik debimetre ile hattı ölçtü.

Boru hattındaki su debisinin saniyede 12 litre olduğu görüldü.

Topraktan alınan kırmızı su numuneleri mühürlü cam tüplere konuldu.

BASKİ başmühendisi tutanağı imzaladı:

“Kurumumuz abonesi olan Zeytinkent Sitesi havuzundan kaçak bağlantı yapıldığı…”

“Suçüstü halinde kimyasal indikatörle tespit edilmiştir.”

BASKİ Naci Bey’in şahsına 420 bin TL kaçak su cezası kesti.

Ayrıca su şebekesine izinsiz müdahale suçundan adli işlem başlatıldı.

Jandarma ise olay yerinde kaçak vanayı kaynak yaparak mühürledi.

Naci Bey’in zeytinliğindeki damlama sulama motoruna el konuldu.


V. TCK 163 ve Güveni Kötüye Kullanma Suç Duyurusu

Pazartesi sabahı saat 09.00’da Edremit Cumhuriyet Başsavcılığı’na gidildi.

Orhan Bey hazırladığı suç duyurusu dosyasını savcıya sundu.

Dilekçede iki temel Türk Ceza Kanunu maddesi yer aldı:

  1. TCK Madde 163: Karşılıksız yararlanma suçu.

Abonelik esasına bağlı kamu suyunu hileli sistemlerle kendi arazisine aktarmak.

Cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis istemiydi.

  1. TCK Madde 155: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu.

Site yöneticisinin ortak tesisatı ve emanet bütçeyi kişisel menfaati için suistimal etmesi.

Cezası bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve ağır para cezasıydı.

Ayrıca Kat Mülkiyeti Kanunu Madde 38 gereğince yöneticinin vekil sorumluluğu hatırlatıldı.

Son altı ayda site bütçesinden ödenen 380 bin TL’lik su faturalarının Naci Bey’den faiziyle tahsili istendi.

Savcılık derhal adli soruşturma başlattı.

Naci Bey jandarma karakoluna götürülüp şüpheli sıfatıyla ifade verdi.

Adliye çıkışında yüzünü ceketiyle kapatıp arabasına bindi.

Nöbetçi sulh ceza hâkimliği Naci Bey hakkında yurt dışına çıkış yasağı koydu.

Banka hesaplarındaki tüm ticari hareketler incelemeye alındı.

Bilirkişi heyeti sitenin son beş yıllık su faturalarını geriye dönük taramaya başladı.

İlk incelemede yüzlerce tonluk kaçak su açığı daha tespit edildi.

Fakat skandal sitede hiç durulmadı.

WhatsApp grubuna yüklenen kırmızı fıskiye videoları komşuları çıldırttı.


VI. Genel Kurul Linç Girişimi ve Kayyum Kararı

Pazar günü sitenin çay bahçesinde olağanüstü genel kurul toplandı.

Yüz elli kat malikinin tamamı eksiksiz oradaydı.

Divan masasına Naci Bey gelemedi.

Yerine avukatı titreyerek oturdu.

Sakinler ellerinde kabarık su faturalarını sallıyordu.

Emekli öğretmen Fatma Hanım bağırdı:

— “Biz evde çamaşır yıkamaya korkuyoruz!”

— “Adam bizim paramızla 40 dönüm zeytin sulamış!”

— “Hakkımı helal etmiyorum!”

Müteahhit Sabri Bey avukatın üzerine yürüdü:

— “Naci nerede? Çıksın buraya hesap versin!”

— “Bizim aidatlarla Edremit’in en yağlı zeytinini üretti!”

Avukat kekeledi:

— “Müvekkilim tansiyon nedeniyle hastanededir…”

Genel kurulda beyaz plastik sandalyeler tekmelendi.

Çay bardakları kırıldı, masalar devrildi.

Sonunda divan heyeti tarihi kararları oylamaya sundu:

  1. Yönetici Naci Bey KMK Madde 34 gereğince oy birliğiyle azledildi.

  2. Çekilen kaçak borular belediye kepçesiyle kökünden söküldü.

  3. Geçmiş su faturalarının tahsili için Naci Bey’in banka hesaplarına ihtiyati haciz konuldu.

  4. Edremit Sulh Hukuk Mahkemesi’nden siteye tarafsız bir kayyum atanması talep edildi.

Akşamüstü havuza yeniden temiz kaynak suyu doldurulmaya başlandı.

Mavi su derinleştikçe çocukların neşeli çığlıkları sahile karıştı.

Karşı yamaçtaki zeytinlikte ise fıskiyeler tamamen susmuştu.

Kırmızıya boyanmış zeytin yaprakları rüzgârda ağır ağır kuruyordu.

Altınoluk sahilinde Kazdağları poyrazı esmeye devam etti.

Fakat bu kez buharlaşan havuz suyu değil, on yıllık bir site başkanının sahte saltanatı oldu.

Sıradaki Yazlık Dosyaları