Mavişehir Bloklarında Çocukların Bisikletlerini Zincirleyen Disiplin Amiri Bekçi Nuri Vakası
Yangın merdivenine bırakılan yirmi bisikleti inşaat zinciriyle bağlayıp sığınağa kilitleyen emekli uzman çavuş bekçi ve TCK Madde 155 veli ayaklanması.
site-cocuklarinin-bisikletlerini-kilitleyen-disiplin-amiri-bekci
I. Mermer Holde Şafak Baskını: Çarşamba 05.30
Ağustos ayının ikinci çarşamba sabahıydı.
Saat tam 05.30’u gösteriyordu.
İzmir Karşıyaka Mavişehir sırtlarındaki altı yüz konutlu Palmiye Park Sitesi derin uykudaydı.
Denizden gelen serin körfez sisi on iki katlı blokların arasından süzülüyordu.
Sitenin on yıllık kıdemli bekçisi Nuri Yılmaz görev başındaydı.
Nuri Efendi her sabah tam beş buçukta mıntıka temizliğini denetlerdi.
Adımlarını ritmik ve sert atardı.
Sitede tek bir çöpün yerde kalmasına tahammülü yoktu.
Nuri Efendi elli altı yaşındaydı.
Yirmi beş yıl boyunca sınır karakollarında görev yapmış emekli bir Jandarma Uzman Çavuştu.
Sitede herkes ona gayriresmi unvanıyla hitap ederdi:
Disiplin Amiri Nuri.
Nuri Efendi için nizam her şeyden önce gelirdi.
Her sabah kılık kıyafet kontrolü yapar gibi aynaya bakardı.
Üniformasının yakasında tek bir leke dahi bulunmazdı.
Üzerinde ütülü koyu gri bekçi üniforması vardı.
Belinde deri kılıflı ağır bir telsiz, omzunda ise on metre boyunda kalın bir inşaat zinciri taşıyordu.
Sol elinde ise yumruk büyüklüğünde sarı pirinç bir asma kilit parlıyordu.
Nuri Efendi C Blok girişindeki otomatik fotoselli cam kapıdan içeri süzüldü.
Gözleri anında kartal gibi kısıldı.
Giriş holündeki cilalı traverten mermerlerin üzeri adeta bir bisiklet mezarlığı gibiydi.
Yaz tatilinde siteye doluşan çocuklar bisikletlerini gece dışarıda bırakmıştı.
Dört adet vitesli dağ bisikleti yangın dolabının önüne yığılmıştı.
Üç adet pembe tekerlekli çocuk bisikleti asansör kapısını tamamen kapatıyordu.
İki elektrikli scooter ve bir kaykay ise yangın kaçış kapısının eşiğine devrilmişti.
Yere saçılmış kasklar ve dizlikler geçişi büsbütün tıkamıştı.
Nuri Efendi derin bir nefes aldı.
Sert kır bıyıklarını sıvazladı.
Cebinden beyaz bir tahta tebeşir çıkardı.
Mermer zemine büyük harflerle kırmızı alarm gibi işaret koydu:
İHLAL ALANI.
Ardından omzundaki ağır inşaat zincirini yere bıraktı:
Şaaaaangırrr!
Metal sesi boş merdiven boşluğunda gök gürültüsü gibi yankılandı.
II. On Dört Bisikletli Zincir Katarları
Nuri Efendi hiç vakit kaybetmedi.
Askeri intikal çevikliğiyle derhal harekete geçti.
Zincirin ucunu ilk vitesli dağ bisikletinin jant tellerinden geçirdi.
Sonra ikinci bisikletin çelik kadrosuna doladı.
Ardından elektrikli scooterların alüminyum gidonlarını zincire bağladı.
Bebek arabalarını andıran üç tekerlekli bisikletleri de araya sıkıştırdı.
On dört adet iki tekerlekli aracı tek bir çelik kordon haline getirdi.
Pirinç asma kilidi ana halkaya takıp sertçe çevirdi:
Çıııt!
On dört bisiklet artık tek bir devasa metal katarına dönüşmüştü.
Nuri Efendi zincirin başındaki kalın halkayı iki eliyle kavradı.
Kuvvetli kollarıyla geriye doğru asıldı.
Bisiklet katarını cilalı mermer üzerinde sürüklemeye başladı.
Tekerlekler, pedallar ve demir borular birbirine çarparak dehşet verici bir ses kopardı:
Gaaaaarrrrç! Çat! Pat! Çıngır!
Bu korkunç sürtünme sesiyle birlikte birinci ve ikinci katların gözetleme delikleri aydınlandı.
Komşular kapı aralıklarından korkuyla baktı.
Fakat Nuri Efendi arkasına bile bakmadan ilerledi.
Tüm kafileyi yangın merdiveninden aşağıya, bodrum sığınağına doğru indirdi.
Kazan dairesinin yanındaki rutubetli eski kömürlük kapısını açtı.
Bisikletleri içeriye üst üste tıktı.
Ağır demir kapıyı sertçe kapattı.
İkinci bir asma kilitle kapıyı dışarıdan kilitledi.
Cebinden bir A4 kağıt ve şeffaf koli bandı çıkardı.
Kağıdı kapının tam ortasına yapıştırdı.
Kağıtta tükenmez mavi kalemle muntazam bir askeri yazı vardı:
‘Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik Madde 31 ihlal edilmiştir.’
‘Ortak koridoru işgal eden başıboş techizata yönetim adına el konulmuştur.’
‘Velisinden yazılı taahhütname getirmeyen çocuğa bisikleti asla iade edilmeyecektir.’
‘İmza: Disiplin Amiri Nuri.’
III. Çocuklar Nizamiyede: Ağlama Korosu
Saat sabah tam 09.00 oldu.
Güneş Mavişehir semasını ısıtmış, körfez parıldamaya başlamıştı.
Yaz tatilinin neşesiyle uyanan çocuklar şortlarını giyip yarış heyecanıyla alt kata koştu.
C Blok sakini on iki yaşındaki Can asansörden ilk fırlayan çocuktu.
Giriş holüne baktı.
Gözlerine inanamadı.
Yirmi bir vitesli parlak mavi dağ bisikleti yerinde yoktu.
Arkadaşı Mert’in kırmızı BMX yarış bisikleti de kayıptı.
Küçük Zeynep’in sarı sepetli scooterı da ortadan kaybolmuştu.
Giriş holü bomboştu.
Sadece yerde tebeşirle çizilmiş tuhaf çizgiler duruyordu.
Can gözyaşlarına boğuldu:
— “Anneee! Bisikletimi çalmışlar!”
Zeynep ellerini yüzüne kapatıp ağlayarak feryat etti:
— “Hırsız girdi siteye!”
Beş dakika içinde C Blok holü ana baba gününe döndü.
On iki çocuk birden koro halinde çığlık çığlığa ağlıyordu.
Anneler sabah bornozlarıyla koridora fırladı.
Site WhatsApp grubunda saniyede on mesaj akmaya başladı:
‘C Blok’ta organize bisiklet şebekesi iş başında! Kameralara bakın!’
Can’ın babası Avukat Levent Yılmaz terlikleriyle aşağıya fırladı.
Levent Bey İzmir Barosu’nun tanınmış kıdemli ağır ceza avukatlarındandı.
Ağlayan oğlunu kucağına alıp sakinleştirdi:
— “Sakin ol Can, site içi güvenlikli yerdir, hırsız giremez.”
Can yeri işaret etti:
— “Baba sabah sahil turumuz vardı, bisikletler yok!”
Levent Bey mermer zemindeki zincir ve lastik sürtünme izlerini gördü.
İzleri dikkatle takip ederek bodrum sığınağına indi.
Kömürlük kapısındaki A4 kağıdını okudu.
Levent Bey’in şakak damarları öfkeden zonklamaya başladı:
— “Disiplin Amiri mi?”
— “Sen kimsin be adam!”
IV. Güvenlik Kulübesi Kuşatması: Doktrin Savaşı
Levent Bey hışımla bahçeye fırladı.
Peşinde altı öfkeli veli ve gözü yaşlı çocuklar kafile halinde yürüyordu.
Doğrudan nizamiyedeki cam güvenlik kulübesine yöneldiler.
Nuri Efendi kulübenin önünde dimdik ayakta duruyordu.
Kollarını arkasında bağlamıştı.
Levent Bey elindeki A4 kağıdını Nuri Efendi’nin burnunun dibine uzattı:
— “Nuri Efendi! Bu rezalet nedir?”
— “Sen hangi yetkiyle milletin mülküne el koyuyorsun?”
Nuri Efendi askeri hazırol vaziyetine geçti.
Ses tonunu milim titreşimsiz tuttu:
— “Levent Bey, ben kanunu uyguluyorum.”
— “Kat Mülkiyeti Kanunu Madde 18 gayet açıktır.”
— “Kat malikleri ortak yerleri başkalarını engelleyecek şekilde kullanamaz.”
— “Ayrıca Yangın Yönetmeliği Madde 31 açıkça emreder:”
— “‘Kaçış yollarında tahliyeyi zorlaştıracak hiçbir eşya bulundurulamaz.’”
— “Gece bir yangın çıksa, elektrikler kesilse duman altında o bisikletlere takılan insan can verir.”
— “Ben bu sitenin can güvenliğini koruyorum.”
— “Üç hafta boyunca her gün sözlü uyardım, kimse dinlemedi.”
— “Teçhizat kamu düzeni adına disiplin altına alınmıştır.”
Levent Bey parmağını bekçinin göğsüne sertçe salladı:
— “Bana bak Uzman Çavuş!”
— “Yangın güvenliği başka şeydir, eşkıyalık başka şeydir!”
— “Türk Ceza Kanunu Madde 155 güveni kötüye kullanma suçunu düzenler!”
— “TCK Madde 151 mala zarar verme suçudur!”
— “Hukukta ihkak-ı hak kesinlikle yasaktır!”
— “Devlet değilsin, polis değilsin, zabıta değilsin!”
— “Müsadere yetkisi sadece bağımsız Türk mahkemelerine aittir!”
— “Kendi başına eşyaya el koyamazsın!”
— “Sulh Hukuk Mahkemesi’nden tahliye kararı almadan kapıya kilit vuramazsın!”
— “Ver o anahtarı, derhal aç o sığınağı!”
Nuri Efendi başını dimdik tuttu:
— “Yönetim kurulu kararı olmadan o asma kilit açılamaz Avukat Bey.”
V. Çocuk İhtilali: Nizamiyede Düdük Eylemi
Tartışma alevlenirken çocuklar kendi aralarında organize oldu.
Can sitenin basket sahasındaki ve parkındaki tüm çocukları nizamiyeye topladı.
Tam otuz çocuk güvenlik kulübesinin etrafını çember içine aldı.
Ellerinde oyuncak sarı düdükler, teneke kutular ve bisiklet kornaları vardı.
Can eliyle işaret verdi.
Hep bir ağızdan ritmik şekilde bağırmaya başladılar:
— “Bisiklet bizimdir, zincirler kırılsın!”
— “Bisiklet bizimdir, zincirler kırılsın!”
Düüüüüüüt! Çaaang! Fuuuuuv! Pat!
Mavişehir seması otuz çocuğun çığlıkları ve düdük sesleriyle inledi.
Sekiz yüz dairenin sakinleri pencerelere ve balkonlara döküldü.
Çocuk doktoru Aylin Hanım megafonla balkondan seslendi:
— “Çocukların spora ve oyuna hakkı vardır!”
— “Bisikletleri nemli kömürlükte çürütemezsiniz!”
Nuri Efendi etrafını saran otuz çocuk karşısında ilk kez tereddüt yaşadı.
Askeri hayatında pek çok tatbikat ve operasyon görmüştü.
Fakat bu kadar organize, düdüklü bir çocuk birliğiyle ilk kez karşılaşıyordu.
Telsizini eline aldı.
Cızırtılı bir anons geçti:
— “Merkez! Nizamiye sivil çocuk unsurları tarafından kuşatıldı!”
— “Başkan Faruk Bey’i ivedi olarak olay yerine bekliyorum!”
VI. Barış Masası: Kapalı Bisiklet İstasyonu
On dakika sonra Site Yönetim Kurulu Başkanı emekli Bankacı Faruk Bey koşarak geldi.
Faruk Bey arabulucu tavrıyla iki tarafı da kamelyaya davet etti.
Önce çocuklara bakkaldan dondurma ısmarladı.
Gürültü ve düdük sesleri bir anda kesildi.
Çocuklar dondurmalarını yerken Faruk Bey gözlüklerini takıp tutanak kağıdını açtı:
— “Komşular, iki taraf da kendi zaviyesinden haklıdır.”
— “Nuri Bey yangın güvenliğinde sonuna kadar haklıdır.”
— “Kaçış yollarına ve asansör önüne bisiklet yığmak gerçekten büyük bir can tehlikesidir.”
— “Fakat bisikletleri zincirleyip müsadere etmek de hukuka tamamen aykırıdır.”
— “Şimdi ortak ve kalıcı bir çözüm üreteceğiz.”
Bir saat süren görüşmelerin ardından şu kararlar protokol haline getirildi:
-
Nuri Efendi elindeki pirinç anahtarı teslim edecek, kömürlük derhal açılacaktır.
-
Sığınaktaki atıl alan üç gün içinde beyaz boyayla boyanıp aydınlatılacak, modern bir kapalı bisiklet parkı yapılacaktır.
-
Her daireye numaralı bir bisiklet park demiri tahsis edilecektir.
-
Blok giriş hollerine ve yangın merdivenlerine bisiklet bırakılması kesinlikle yasak kalacaktır.
-
Bu yasağı ihlal eden çocuğun bisikleti kilitlenmeyecek; ancak velisine üç yüz TL ortak alan işgal ihtarı gönderilecektir.
-
Çocuklar her akşam saat 20.00’de bisikletlerini kapalı parka kendileri nizamla park edecektir.
Nuri Efendi cebinden sarı pirinç anahtarı çıkardı.
Can’a uzattı:
— “Al bakalım delikanlı.”
— “Ama bir daha yangın kaçışında görürsem tutanağı doğrudan babana yazarım.”
Can anahtarı kaptığı gibi bodruma koştu.
İki dakika sonra on dört bisiklet sevinç çığlıklarıyla gün ışığına çıktı.
Mavişehir’in begonvilli sokaklarında pedallar yeniden dönmeye başladı.
Nuri Efendi omzundaki inşaat zincirini topladı.
Kulübesinin köşesine nizamla koydu.
Hafifçe gülümsedi:
— “Neyse ki tatbikat başarıyla tamamlandı.”
Palmiye Park Sitesi’nde yangın güvenliği ile çocukluk neşesi nihayet aynı çizgide buluştu.