📍 SAYFİYE KRONİĞİ
SİTENİN ÇOCUKLARI

Erdek'ten Çeşme'ye Yazlık Medeniyeti, Apartman Savaşları & Aidat Dramaları

Site Yönetimi & Apartman 📍 Urla, İzmir, Çeşmealtı, Ege

Urla Çeşmealtı'nda Otoparka Altı Metrelik Tekne Çeken Komşu ve Çekici Çıkmazı

Denizatı Sitesi otoparkına iki araçlık yere çapraz park edilen 6,20 metrelik fiber motorlu tekne, römork kilidi ve KMK Madde 16 arsa payı savaşı.

📌 Yazlık Kanunu: "Otopark çizgisine otomobil yerine altı metrelik fiber omurga oturunca, kara hukuku ile deniz hukuku asfaltın ortasında çatışır."
SC Sitenin Çocukları Masası
Anı kodu: site-otoparkina-teknesini-park-eden-komsunun-cekici-cikmazi
Urla Çeşmealtı'nda Otoparka Altı Metrelik Tekne Çeken Komşu ve Çekici Çıkmazı

I. Beyaz Omurga Asfalta İniyor: Cumartesi 15.30

Ağustos ayının ilk cumartesi günüydü.

Saat tam 15.30’u gösteriyordu.

İzmir Urla Çeşmealtı sahilindeki doksan villalık Denizatı Sitesi sıcaktan kavruluyordu.

Denizden ılık ve tuzlu bir imbat rüzgârı esiyordu.

Sitenin açık otoparkı her zamanki gibi ağzına kadar doluydu.

Daire başına sadece bir araçlık park yeri ayrılmıştı.

Sarı yağlı boyayla çizilmiş numaralar asfaltta parlıyordu.

Fakat o öğleden sonra nizamiye demir kapısından devasa bir konvoy girdi.

Önde dört çeker siyah renkli bir arazi aracı vardı.

Aracın arkasına ise çift dingilli dev bir galvaniz römork takılmıştı.

Römorkun üzerinde altı metre yirmi santim boyunda bembeyaz bir sürat teknesi duruyordu.

Teknenin bordasında lacivert harflerle Poseidon yazıyordu.

Arkada yüz elli beygirlik devasa bir Yamaha dıştan takma motor asılıydı.

Motorun parlak krom pervanesi güneşte parıldıyordu.

Direksiyon başında sitenin tanınmış Diş Hekimi Zafer Özcan oturuyordu.

Zafer Bey amatör balıkçılık sevdalısı bir adamdı.

Tekneyi iki gün önce satın almıştı.

Urla İskele barınağında yer bulamamıştı.

Tekneyi doğruca sitenin otoparkına yöneltti.

Geri geri manevra yapmaya başladı.

Römorkun demirleri gıcırdadı:

Gaaaaarrrç!

Zafer Bey tekneyi iki araçlık yere çaprazlama oturttu.

Teknenin burnu yandaki 24 numaralı park yerine taştı.

Kuyruktaki pervane ise 25 numaranın tam ortasına saplandı.

İki otomobil artık o alana asla sığamazdı.

Zafer Bey aracından zafer kazanmış komutan edasıyla indi.

Kafasında hasır kaptan şapkası vardı.

Römorkun tekerleklerinin altına iki adet tahta takoz yerleştirdi:

— “Tamamdır Şaban, limana demirledik.”

Nizamiye bekçisi Şaban şaşkınlıkla tekneye baktı:

— “Zafer Beyim, bu araba değil ki!”

— “Akşam işten dönenler arabasını nereye koyacak?”

Zafer Bey elini havaya savurdu:

— “Deniz kenarındayız Şaban.”

— “Buraya deve park etmedik ya!”

— “Tekne de medeni bir ulaşım aracıdır.”


II. Korna Senfonisi: Cemil Bey’in Park Krizi

Saat 19.15’te beklenen büyük patlama gerçekleşti.

Akşam İzmir trafiğinden dönen emekli Maliye Başmüfettişi Cemil Ertürk otoparka girdi.

Cemil Bey yetmiş yaşında, aşırı kuralcı ve titiz bir devlet görevlisiydi.

Tam yirmi yıldır 25 numaralı park yerine gri sedanını park ederdi.

Aracının burnunu numaralı park yerine çevirdi.

Fakat farların sarı ışığında devasa beyaz bir cisim parladı.

Cemil Bey frene son anda panikle bastı.

Ön tampon teknenin paslanmaz çelik pervanesine iki santim kala durdu.

Cemil Bey gözlüklerini burnunun üstüne indirdi.

Gözlerine inanamadı.

Park yerinde bir araba değil, koca bir gemi omurgası yatıyordu.

Cemil Bey direksiyonun ortasındaki kornaya iki eliyle yüklendi:

DÜÜÜÜÜÜÜÜÜT!

Korna sesi sitenin bütün bloklarında yankılandı.

Balkonlara onlarca meraklı komşu fırladı.

Cemil Bey hışımla arabadan indi.

Kapıyı hırsla çarptı.

Teknenin etrafında teftiş turu attı:

— “Bu ne cüret!”

— “Kim koydu bu koca takayı buraya?”

— “Burası marina mı, apartman otoparkı mı?”

Zafer Bey ikinci kat balkonundan başını uzattı.

Üzerinde çizgili tişörtü, elinde soğuk kahvesi vardı:

— “Cemil Bey, bağırmayın rica ederim!”

— “O taka değil, altı metre özel yapım teknedir!”

Cemil Bey parmağını pervaneye doğru salladı:

— “Beni pervanesi ilgilendirmez!”

— “Benim yirmi yıllık park yerimi gasp etmişsin!”

— “Derhal çek bu nesneyi buradan!”

Zafer Bey balkondan alaycı şekilde gülümsedi:

— “Otopark kimsenin tapulu malı değildir Cemil Bey.”

— “Kat Mülkiyeti Kanunu Madde 16 çok açıktır.”

— “Bütün kat malikleri ortak yerlerde arsa payı oranında hak sahibidir.”

— “Benim bu sitede iki yüz elli metrekare arsa payım var.”

— “Payıma düşen alana teknemi koydum.”

— “Araba da taşıttır, tekne de taşıttır.”

Cemil Bey öfkeden köpürdü:

— “Tekne karayolu taşıtı değildir!”

— “Yarın buraya uçak da indirirsin sen!”

— “Bu mantıkla helikopter de getirirsin!”


III. Yönetim Planı Madde 14 ve Tarık Binbaşı

Gürültü üzerine Site Yönetim Kurulu Başkanı emekli Deniz Binbaşısı Tarık Tekin geldi.

Tarık Bey donanmada uzun yıllar lojistik komutanlığı yapmıştı.

Askeri teftiş yürüyüşüyle otoparka girdi.

Koltuğunun altında kırmızı ciltli site yönetim planı vardı.

Zafer Bey aşağıya indi.

İki deniz sevdalısı otopark asfaltında karşı karşıya geldi.

Tarık Bey teknenin boyunu adımlarıyla bizzat ölçtü:

— “Zafer Bey, tekne altı metre yirmi santim.”

— “Genişlik iki metre kırk santim.”

— “Çeki demiriyle birlikte tam yedi metre.”

— “İki araçlık parsele tecavüz etmişsiniz.”

Zafer Bey kendinden emin bir tonda konuştu:

— “Tarık Komutanım, siz deniz subayısınız.”

— “Denizcinin halinden en iyi denizci anlar.”

— “Barınakta yer yok, rıhtım dolu.”

— “Deniz sezonu bitene kadar burada kalacak.”

Tarık Bey yönetim planını açtı.

On dördüncü maddeye işaret parmağıyla sertçe vurdu:

— “Denizcilik başka, kara hukuku başka Zafer Bey.”

— “Yönetim Planı Madde 14 açık hüküm içerir:”

— “‘Ortak otopark alanına yalnızca Karayolları Trafik Kanununa tabi motorlu binek otomobiller park edilebilir.’”

— “‘Tekne, sandal, jet ski, römork ve karavan parkı kesinlikle yasaktır.’”

— “Bu kural tapu siciline tescillidir.”

— “Genel kurulun beşte dört oyu olmadan değiştirilemez.”

Zafer Bey kollarını kavuşturdu:

— “Ben bu kuralı tanımıyorum.”

— “Arsa payım var, mülkiyet hakkım kutsaldır.”

— “Teknemi buradan bir milim bile kıpırdatmam.”

Cemil Bey araya girdi:

— “Kıpırdatmazsan çektiririz!”

— “Urla sanayiden çekici çağırın!”

Tarık Bey telsizden güvenliğe emri verdi:

— “Şaban, çekiciyi derhal ara!”


IV. Kurtarıcı Hamdi ve Çekici Çıkmazı

Saat 20.30’da sitenin nizamiyesine sarı tepe lambalı dev bir çekici yanaştı.

Çekicinin üzerinde hidrolik vinç kolu ve çelik halatlar vardı.

Direksiyondan Urla sanayisinin ünlü ustası Kurtarıcı Hamdi indi.

Hamdi Usta yüz yirmi kilo ağırlığında, tecrübeli bir çekici operatörüydü.

Cemil Bey çekicinin yanına koştu:

— “Usta hoş geldin!”

— “Şu korsan tekneyi kaldırıp yediemin otoparkına götür!”

Hamdi Usta sigarasını yaktı.

Ağır adımlarla teknenin yanına gitti.

Fiberglas gövdeye parmağıyla vurdu:

Tık! Tık!

Ses yankılandı.

Hamdi Usta kaşlarını çattı.

Kafasını iki yana salladı:

— “Beyler, ben bu alete elimi sürmem.”

Cemil Bey şoke oldu:

— “Neden sürmezsin yahu? Paran mı eksik?”

Hamdi Usta çelik vinç kancasını gösterdi:

— “Para meselesi değil amca.”

— “Bu alet altı metrelik Amerikan fiber tekne.”

— “Altında derin salma var, omurgası çok hassas.”

— “Vinç halatını bordoya takarsam jelkot boya boydan boya çatlar.”

— “Fiber gövde esnerse tekne su alır.”

— “Değeri en az iki buçuk milyon lira!”

— “Ben bunu çekerken gövde çatlarsa faturayı kim öder?”

— “Yargıtay’da on yıl tazminat davasıyla uğraşamam.”

— “Ayrıca burası özel mülk sahası.”

— “Trafik polisi olmadan, savcılık kararı olmadan römork çekilmez.”

— “Bu iş resmen mala zarar verme ve gasp suçuna girer.”

Zafer Bey kahkaha attı:

— “Gördün mü hukuku Cemil Bey!”

— “Sanayi ustası bile senden daha iyi kanun biliyor!”

Hamdi Usta kamyonuna bindi, gaz pedalına bastı:

— “Hadi bana eyvallah beyler, aranızda sulh olun!”

Sarı çekici gaza basıp karanlıkta kayboldu.

Asfaltın ortasında tekne, iki öfkeli komşu ve çaresiz bir yönetim kaldı.


V. Gece Nöbeti ve Römork Kapanı Operasyonu

Tarık Binbaşı geri adım atmadı.

Yönetim kurulu üyelerini acil topladı.

Saat 22.00’de otoparka üç adet sarı çelik tekerlek kapanı getirildi.

Römorkun her iki tekerleğine devasa çelik kilitler vuruldu.

Çeki demiri de kalın bir gemici zinciriyle aydınlatma direğine bağlandı.

Tarık Bey tutanağı Zafer Bey’in kapısına astı:

— “Tekneyi çekemiyorsak hareketini kısıtlarız.”

— “Günlük beş yüz TL haksız işgaliye cezası tahakkuk ettirilecektir.”

Zafer Bey misillemede gecikmedi.

Evden açılır kapanır iki adet kamp sandalyesi, termos ve oltalarını getirdi.

Doğrudan römorkun basamağına tırmandı.

Teknenin güvertesine kamp masasını kurdu.

Telsizden neşeli Ege türküleri açtı.

Teknenin içine şarjlı kamp lambasını yaktı:

— “Zilyetlik bendedir!”

— “Kendi teknemde oturuyorum!”

— “Burada gemi adamı nöbeti başlamıştır!”

Cemil Bey balkondan baktıkça çıldırıyordu.

Teknenin kaptan köşkü tam Cemil Bey’in yatak odası hizasındaydı.

Zafer Bey güverteden oltasının misinasını temizliyor, türkü mırıldanıyordu.

Otopark artık bildiğiniz bir balıkçı limanına dönmüştü.

Sitenin gençleri tekneyi görmek için etrafında toplanıyordu.

Çocuklar güverteye tırmanmak için sıraya giriyordu.

Cemil Bey gece saat 01.30’da karakolu aradı:

— “Polis Bey, penceremin önünde korsan gemisi demirledi!”

— “Adam güvertede lüfer takımı bağlıyor!”


VI. Kaymakamlık İhtarı ve İskele Çözümü

Pazartesi sabahı saat 09.00’da Cemil Bey Urla Kaymakamlığı’na koştu.

3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Kanununa göre dilekçe verdi.

Dilekçesinde açıkça belirtti:

Ortak kullanım otoparkı fiilen işgal edilmiş, şahsi kullanım engellenmiştir.

Aynı saatte Tarık Binbaşı da Sulh Hukuk Mahkemesi’ne tespit başvurusu yaptı.

Öğleden sonra saat 14.00’te siteye resmi heyet geldi.

Kaymakamlık yazı işleri memuru ve bir zabıta komiseri otoparkta inceleme yaptı.

Fotoğraflar çekildi.

Metreyle teknenin taşma mesafeleri santim santim ölçüldü.

Komiser Zafer Bey’in yanına gitti:

— “Zafer Bey, durum hukuken çok net.”

— “Yönetim planı kat maliklerinin anayasasıdır.”

— “Madde 14’e göre buraya tekne park edemezsiniz.”

— “Kaymakamlık tahliye kararı verirse, masraflar size rücu eder.”

— “Ayrıca iki aracın yerini kapattığınız için haksız işgal tazminatı ödersiniz.”

Zafer Bey derin bir iç çekti.

Hukuki tablonun aleyhine döndüğünü anladı.

Tarık Bey araya girdi:

— “Zafer Bey, inatlaşmayı bir kenara bırakalım.”

— “Urla İskele’de bir balıkçı kooperatifiyle görüştüm.”

— “Oradaki çekek yerinde boş bir parsel bulduk.”

— “Römork kilitlerini hemen açıyoruz.”

— “Tekneyi bugün oraya nakledelim.”

Zafer Bey başını eğdi:

— “Peki Komutanım, nizam kazandı.”

Saat 17.00’de römorkun kilitleri söküldü.

Arazi aracı geri geri yanaştı.

Poseidon alkışlar arasında otoparktan çıkarıldı.

Cemil Bey gri sedanını hemen 25 numaralı yerine parkedip derin bir nefes aldı.

Asfaltta sadece iki sarı çizgi ve römorkun bıraktığı siyah lastik izi kaldı.

Denizatı Sitesi’nde deniz ile karanın hududu yeniden çizilmişti.

Sıradaki Yazlık Dosyaları