Ayvalık Sarımsaklı'da Ortak Kumsalı Şezlongla Parselleyen Büfeci ve Pirzola Rüşveti Skandalı
Gülkent Sitesi önündeki kumsalı tel iplerle bölüp şezlong kiralayan büfeci, başkanın mangalına giden pirzola kasaları ve 3621 Sayılı Kıyı Kanunu baskını.
site-plajina-semsiye-kiralayan-kacak-bufeci-ve-yonetim-rusveti
I. Kumsalda Hasır Şemsiye Barikatı: Sabah 07.15
Ağustos ayının ikinci salı sabahıydı.
Saat tam 07.15’i gösteriyordu.
Balıkesir Ayvalık Sarımsaklı sahilindeki yüz yirmi konutlu Gülkent Sitesi yeni bir güne uyandı.
Burası kırk yıllık köklü bir kooperatif yerleşkesiydi.
Sakinlerin çoğu emekli öğretmenler, mülkiyeliler ve eski memurlardı.
Her sabah aynı saatte denize girmek kutsal bir ritüeldi.
Ege Denizi o sabah çarşaf gibi düz ve berraktı.
Kıyıya vuran minik dalgalar sarı kumlara beyaz köpükler bırakıyordu.
Sitenin kıdemli sakinlerinden emekli Anayasa Hukuku Doçenti Sevgi Erdem sabah yürüyüşüne çıktı.
Yanında eşi emekli Mülkiye Başmüfettişi Kenan Bey vardı.
İki yaşlı hukukçu ellerinde çizgili plaj havlularıyla ahşap yürüyüş yolundan kumsala indi.
Sabahın ilk ışıklarında denize girmek onların en büyük neşesiydi.
Tuzlu su romatizmalarına çok iyi geliyordu.
Fakat kumsala adım attıkları anda ikisi de taş kesildi.
Otuz yıldır çıplak ayakla yürüdükleri altın sarısı kumsal tamamen tanınmaz haldeydi.
Kıyı bandı kalın mavi naylon iplerle parsellere bölünmüştü.
Kuma tam altmış adet dev hasır şemsiye çakılmıştı.
Şemsiyelerin altına yüz yirmi adet beyaz plastik şezlong nizamla dizilmişti.
Şezlonglar denizin dalga çizgisine kadar yaklaştırılmıştı.
En öne de kargıdan yapılma ahşap bir tabela çakılmıştı.
Tabelada kırmızı yağlı boyayla iri harflerle yazıyordu:
Sarımsaklı Beach & Büfe — Günlük Şezlong Takımı 600 TL. Havlu Sermek Kesinlikle Yasaktır.
Kenan Bey gözlüklerini düzeltti.
Gözlerine inanamadı.
Sahilin tek bir santimetresi dahi boş bırakılmamıştı.
Sevgi Hanım çizgili havlusunu dalga çizgisinin üç metre gerisindeki kumlara sermeye yeltendi.
Tam o sırada büfe yönünden bir genç çıplak ayakla koştu.
Gencin üzerinde floresan turuncu bir yelek vardı.
Elinde kalın bir fiş koçanı sallıyordu:
— “Teyzem dur! Oraya havlu serilmez!”
— “Burası birinci sınıf VIP parseldir!”
— “Şezlong kiralamayan bu sahil hattına oturamaz!”
Kenan Bey bastonunu kuma sertçe sapladı:
— “Sen kimsin evladım?”
— “Hangi hakla kamu sahilini parselliyorsun?”
— “Devletin kumsalını babanın malı mı sandın?”
II. Büfeci Battal’ın Ecrimisil Savunması
Turuncu yelekli genç göğsünü kabarttı:
— “Ben Battal Ağabeyimin öz yeğeniyim.”
— “Adım Şehmuz, buranın plaj müdürüyüm.”
O sırada sahil büfesinden iri yarı, kalın pos bıyıklı bir adam çıktı.
Ayağında kauçuk terlikler, üzerinde askılı beyaz atlet vardı.
Boynunda kalın altın kaplama bir zincir parlıyordu.
Bu adam büfeci Battal’dı.
İki yıl önce sitenin otopark kenarındaki küçük gazoz büfesini kiralamıştı.
Battal ağır adımlarla kumsalda yürüyerek yaşlı çiftin yanına geldi.
Cebinden sarı filtreli bir sigara yaktı.
Kibriti kuma fırlattı:
— “Hayırdır Hocam, sabah sabah bir arıza mı var?”
Sevgi Hanım öfkeden titreyen sesiyle haykırdı:
— “Arıza sensin Battal!”
— “Burası Gülkent Sitesi’nin önüdür ve halkın sahilidir!”
— “Bu şezlong ordusu da nedir?”
— “Havlumuzu serecek bir karış yer bırakmamışsın!”
Battal dumanı havaya üfledi:
— “Hocam dünyadan haberiniz yok.”
— “Biz buraya çok ciddi bir turizm yatırımı yaptık.”
— “İzmir’den özel hasır şemsiye getirttim.”
— “Yüz yirmi tane sıfır şezlong satın aldım.”
— “Devlete her yıl yüklü işgaliye parası ödüyorum.”
— “Milli Emlak’a ecrimisil makbuzu yatırıyorum ben.”
— “Parasını ödediğim kumsala bedava havlu serdirmem.”
— “Dışarıdan gelen günübirlikçiye kiralayacağım.”
— “Site sakinlerine de yüzde yirmi komşu indirimi yaparız.”
Kenan Bey bastonunu Battal’ın göğsüne doğru uzattı:
— “Bana bak Battal!”
— “Ecrimisil bir kiralama sözleşmesi değildir!”
— “Ecrimisil fuzuli işgalin haksız tazminatıdır!”
— “Devlete ceza ödemek sana plajı kapatma hakkı vermez!”
— “Anayasa Madde 43 çok açıktır!”
— “Kıyılar devletin mutlak hüküm ve tasarrufu altındadır!”
— “3621 Sayılı Kıyı Kanununa göre sahil şeridi herkesin serbest kullanımına açıktır!”
— “Burayı derhal boşaltacaksın!”
Battal pişkince sırıttı:
— “Hocam kanunu bana değil, Site Başkanı Sabri Bey’e anlatın.”
— “Biz bu işi yönetimle resmi protokole bağladık.”
III. Mangaldaki Pirzola Kokusu: Rüşvet Şüphesi
Haber sitede bomba etkisi yarattı.
Saat 09.30’da plaj girişinde elli kişilik site sakini toplandı.
Herkesin elinde havlular, deniz yatakları ve katlanır sandalyeler vardı.
Fakat Şehmuz ve iki koruma kumsalın başına set çekmişti.
Site sakinlerini kumun üzerine kesinlikle sokmuyorlardı.
O sırada Site Yönetim Kurulu Başkanı emekli Belediye Fen İşleri Müdürü Sabri Çelik olay yerine geldi.
Sabri Bey şık keten gömleği ve beyaz şapkasıyla teftiş yapar gibiydi.
Sevgi Hanım doğrudan Sabri Bey’in yakasına yapıştı:
— “Sabri Bey! Bu eşkıyalık nedir?”
— “Kumsalı bu adama peşkeş mi çektiniz?”
Sabri Bey ellerini iki yana açtı:
— “Sevgi Hocam, lütfen sakin olun.”
— “Site bütçemiz kıştan beri çok açık veriyordu.”
— “Ortak havuzun motoru yandı.”
— “Jeneratörün mazot borcu birikti.”
— “Battal kardeşimizle bir sosyal tesis protokolü imzaladık.”
— “Kumsalın temizliğini ve cankurtaran hizmetini o üstlendi.”
— “Karşılığında da modern şezlong düzeni kurdu.”
— “Site kasasına her ay düzenli bağış yapacak.”
Arka sıradan emekli Bankacı Meliha Hanım bağırdı:
— “Ne bağışı Sabri Bey!”
— “Bütün site senin villana giden et kasalarını konuşuyor!”
— “Her cuma akşamı Battal’ın çırağı senin bahçene koli koli et taşıyor!”
— “Kasa kasa kuzu pirzolalar, taze jumbo karidesler!”
— “Yanında ikişer şişe yaş üzüm rakısı!”
— “Balkonundan her gece mangal dumanı tütüyor!”
— “Kumsalın kirasını kuzu pirzolayla mı tahsil ediyorsun?”
— “Bunun adı rüşvettir, irtikâptır!”
Sabri Bey’in yüzü kıpkırmızı oldu:
— “İftira atmayın Meliha Hanım!”
— “Onlar Battal’ın köyünden gelen şahsi hediyelerdir!”
— “Yıllık kurban adağı ikramıdır!”
Kenan Bey gürledi:
— “Yönetici sıfatıyla hediye adı altında menfaat temin edemezsin!”
— “Bu resmen görevi kötüye kullanma suçudur!”
— “Savcılıkta hesabını vereceksiniz!”
IV. Havlunu Al Gel Direnişi: Kumsalda İhtilal
Saat 11.00’de Sarımsaklı kumsalında tarihi bir halk direnişi başladı.
Sevgi Hanım öncülüğünde Gülkent Sitesi’nin kadınları örgütlendi.
Sitenin WhatsApp grubunda direnişin parolası yayınlandı:
Havlunu Al Gel Harekâtı.
Yetmiş emekli kadın ve erkek aynı anda sahil yolundan kumsala indi.
Şehmuz’un ve Battal’ın bağırışlarına hiç kimse kulak asmadı.
Mavi naylon ipleri evden getirdikleri terzi makaslarıyla tek tek kestiler.
VIP şezlongların üzerine kendi eski çiçekli basma havlularını serdiler.
Kimisi şezlongların arasına katlanır ahşap kamp sandalyelerini yerleştirdi.
Kimisi doğrudan ıslak kumlara bağdaş kurup oturdu.
Büyük çelik termoslardan demli çaylar dolduruldu.
Ev yapımı dereotlu poğaçalar ve tuzlu kurabiyeler elden ele dağıtıldı.
Karpuz dilimleri kesilip komşulara ikram edildi.
Battal kumsalda çılgına döndü.
Dışarıdan gelen günübirlik paralı müşteriler şaşkınlıkla geri kaçıyordu.
Battal avazı çıktığı kadar haykırdı:
— “Şezlonglarımı gasp edemezsiniz!”
— “Kalkın oradan, polis çağıracağım!”
Sevgi Hanım şezlonga bacak bacak üstüne atarak kuruldu:
— “Çağır Battal, asıl biz jandarmayı bekliyoruz!”
— “Anayasal hakkımızı sonuna kadar kullanıyoruz!”
— “Kıyı kenar çizgisinin içinde ticari işgal yapamazsın!”
Kumsal bir anda bayram yerine döndü.
Yandaki diğer sitelerin sakinleri de alkışlarla desteğe koştu.
Yüzlerce insan kumsala yayıldı.
Battal’ın şezlong kiralama tezgahı yarım saat içinde çöktü.
V. Şafak Operasyonu: Zabıta Dozeri ve Jandarma Çevre Timi
Kenan Bey boş durmamıştı.
Aynı sabah saat 10.00’da Ayvalık Kaymakamlığı’na, CİMER’e ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’ne resmi dilekçe vermişti.
Dilekçeye şezlongların, VIP tabelasının ve Sabri Bey’in protokolünün fotokopilerini eklemişti.
Ayrıca Alo 181 ihbar hattına sahil koordinatları bildirilmişti.
Devletin çarkları jet hızıyla döndü.
Ertesi sabah saat tam 06.00’da Sarımsaklı kumsalına dev bir konvoy girdi.
Önde Ayvalık Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’nün sarı kepçesi ve üç kamyonu vardı.
Arkada Jandarma Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Timi araçları duruyordu.
Zabıta Komiseri elindeki megafonla sahile seslendi:
— “3621 Sayılı Kıyı Kanununa muhalefet eden işletme sahibi!”
— “Kıyı bandındaki tüm gayrimeşru işgalleri derhal tahliye edin!”
Battal yatağından fırlayıp kumsala koştu.
Gözleri korkuyla açıldı:
— “Komiserim durun, protokolümüz var!”
Komiser evrakı Battal’ın elinden aldı, bir saniyede yırttı:
— “Geçersiz bir kağıt parçası bu!”
— “Site yönetimi devlete ait kamusal kumsalı kiraya veremez!”
— “Bu protokol mutlak butlanla yok hükmündedir!”
Sarı kepçenin hidrolik kolu havaya kalktı.
Kuma çakılı hasır şemsiyeler tek tek söküldü.
Kamyon kasalarına yüz yirmi adet şezlong üst üste fırlatıldı.
Kargıdan yapılma VIP tabelası dozerin paletleri altında çıtır çıtır ezildi.
Kıyı bandı yarım saat içinde tamamen temizlendi.
Doğal kumsal yeniden ortaya çıktı.
VI. İtiraf Tutanağı ve Özgür Sarımsaklı Kumsalı
Operasyonun ardından yönetim ofisinde tarihi bir hesaplaşma yaşandı.
Milli Emlak denetmenleri ve zabıta ekipleri Sabri Bey’in masasına oturdu.
Kıyı işgali sebebiyle büfeci Battal’a dört yüz elli bin TL ağır idari para cezası kesildi.
Gazoz büfesinin işletme ruhsatı da kaçak kullanım gerekçesiyle iptal edildi.
Büfenin demir kepenklerine kırmızı kurşun mühür vuruldu.
Sabri Bey hakkında ise Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusu yapıldı.
Görevini kötüye kullanmaktan ve irtikâptan adli soruşturma başlatıldı.
Sabri Bey titreyen elleriyle istifa dilekçesini yazmak zorunda kaldı:
— “Gördüğüm lüzum üzerine başkanlıktan istifa ediyorum.”
Sevgi Hanım ve Kenan Bey kumsala yeniden indi.
Saat 08.30 olmuştu.
Güneş Sarımsaklı’nın sarı kumlarını altın gibi parlatıyordu.
Artık ne naylon ipler vardı, ne de VIP tabelaları.
Çocuklar denizin kıyısında özgürce koşup kumdan kaleler yapıyordu.
Yaşlılar havlularını doğrudan ıslak kumlara sermiş, bacaklarını Ege’nin serin sularına uzatmıştı.
Kenan Bey çizgili havlusunu kuma gururla yaydı.
Sevgi Hanım’a dönüp gülümsedi:
— “İşte anayasa hukuku budur Sevgi Hanım.”
— “Kağıt üzerinde kalmaz, kumsalda dalgalanır.”
Sevgi Hanım denize doğru baktı:
— “Pirzola kokusu bitti Kenan Bey, kumsala nihayet iyot kokusu geri geldi.”
Poyraz rüzgârı Sarımsaklı sahilini serinletirken Gülkent Sitesi derin bir nefes aldı.
Halkın kumsalı bir kez daha halka iade edilmişti.