📍 SAYFİYE KRONİĞİ
SİTENİN ÇOCUKLARI

Erdek'ten Çeşme'ye Yazlık Medeniyeti, Apartman Savaşları & Aidat Dramaları

Site Yönetimi & Apartman 📍 Çeşme, Dalyan, İzmir, Ege

Çeşme Dalyankent Sitesinde Tenis Kortuna Çamaşır Asan Zemin Kat Sakini

Dört metrelik kort tellerine dantelli nevresim ve yün yorgan seren Huriye Teyze, Babolat raketli gençlerin servisi ve Kat Mülkiyeti Kanunu Madde 16 isyanı.

📌 Yazlık Kanunu: "Akrilik zeminli olimpik tenis kortunun tel örgüleri 'ace' atmak için gerilmiştir; lavanta kokulu pazen çarşafları mandallamak için değil."
SC Sitenin Çocukları Masası
Anı kodu: site-tenis-kortuna-camasir-asan-zemin-kat-sakini
Çeşme Dalyankent Sitesinde Tenis Kortuna Çamaşır Asan Zemin Kat Sakini

I. Rüzgârda Dalgalanan Pazen Çarşaflar: Perşembe 14.00 Manzarası

Ağustos ayının en rüzgârlı perşembe günüydü.

Saat tam 14.00’tü.

İzmir Çeşme Dalyan sahilindeki 160 villalık Dalyankent Sitesi öğle uykusundaydı.

Denizden esen sert imbat rüzgârı okaliptüs ağaçlarını boydan boya eğiyordu.

Sitenin tam göbeğinde uluslararası standartlarda dev bir tenis kortu vardı.

Kortun zemini kırmızı ve yeşil renkli özel akrilik kaplamaydı.

Sahanın etrafı dört metre yüksekliğinde galvanizli yeşil tel örgülerle çevriliydi.

Fakat o öğleden sonra kort bir spor alanı değil, dev bir çamaşır fabrikası gibiydi.

A Blok zemin katta oturan 74 yaşındaki emekli ilkokul öğretmeni Huriye Teyze iş başındaydı.

Huriye Hanım sabah erkenden bahçede emektar çamaşır kazanını kaynatmıştı.

Saf zeytinyağı sabunu ve çivit mavisi kullanmıştı.

Ödemişli annesinden kalma asırlık bir adetti bu.

Kazan fokur fokur kaynamıştı:

Fokur, fokur, fokur!

Beyazlar kar gibi parlıyordu.

Huriye Teyze çarşafların rüzgârda dövülmesini çok severdi.

Ona göre sert poyraz pamuk liflerini yumuşatıyordu.

Koca bir plastik leğen dolusu çamaşırı tekerlekli pazar arabasına yükledi.

Kortun paslı demir anahtarını çevirip içeri girdi.

Kendi salon balkonundaki çamaşır ipi ona asla yetmiyordu.

Balkonda çamaşırlar birbirine değiyor, kurumuyordu.

Kortun dört metrelik tel örgüleri ise Huriye Teyze için Tanrı vergisi bir kurutma askılığıydı.

Leğenden çıkardığı dantelli beyaz nevresimleri tellere boylu boyunca serdi.

Kırmızı plastik ve ahşap tahta mandallarla sıkıca tutturdu:

Tık, tık, tık!

Ardından pembe pazen çarşaflar, çiçekli masa örtüleri ve kışlık yün battaniyeler tellere dizildi.

Hatta orta filenin üzerine bile iki adet el dokuması yün yorgan serilmişti.

Sert Çeşme imbatı çarşafları devasa yelkenler gibi şişirdi.

Kortun elli metrelik tel cephesi tamamen bembeyaz bir çamaşır perdesiyle kaplandı.

Huriye Teyze boş leğeni koltuğunun altına aldı.

Gururla eserine baktı:

— “Oh be! Rüzgârda iki saatte mis gibi kurur bu çeyizler!”


II. Wimbledon Beyazları vs Tahta Mandallar: Saat 17.30 Karşılaşması

Saat 17.30 oldu.

Güneş yakıcı sıcaklığını hafifçe kaybetti.

Korta doğru bembeyaz giyinmiş iki genç yaklaştı.

Gençler İstanbul’dan yaz tatiline gelen üniversite öğrencileri Can ve Kaan’dı.

Alaçatı Açık Amatör Tenis Turnuvası’na hazırlanıyorlardı.

Üzerlerinde beyaz polo tişörtler, tenis şortları ve ter bantları vardı.

Kollarında havlular, ellerinde son model Babolat ve Wilson raketler parlıyordu.

Yanlarında da site sakinlerinden amatör tenisçi mimar Berk Bey vardı.

Berk Bey korta her gün bu saatte gelir, düzenli servis antrenmanı yapardı.

Kortun demir kapısına geldiklerinde şok içinde kalakaldılar.

Berk Bey gözlerini ovuşturup raketini indirdi:

— “Çocuklar burası neresi?”

— “Biz yanlışlıkla Tire Salı Pazarı’na mı geldik?”

Kaan raketini tellere sertçe vurdu:

— “Ağabey baksana fileye yün yorgan asmışlar!”

— “Kort görünmüyor ki! Her yer pazen nevresim dolu!”

Can kapıyı açıp içeri adım attı.

Kortun arka servis çizgisi rüzgârda uçuşan çarşafların altında kaybolmuştu.

Her yer buram buram lavanta, arap sabunu ve yumuşatıcı kokuyordu.

Berk Bey sinirle çantasını banka fırlattı:

— “Yine Huriye Teyze!”

— “Bu kadın kafayı çamaşırla bozdu yahu!”

— “Gidip çağırın şunu hemen!”

Kaan A Blok zemin katın balkonuna doğru bağırdı:

— “Huriye Teyze! Lütfen çamaşırlarınızı toplayın!”

— “Turnuva maçımız var, kortu kapatmışsınız!”

Huriye Teyze panjurların arkasından kafasını uzattı.

Elinde çay bardağı vardı:

— “Ne maçı evladım bu sıcakta?”

— “Daha kurumadı çarşaflarım!”

— “Gidin denize girin, iki saat sonra gelin!”


III. 120 Kilometrelik Servis ve Nevresimde Yeşil Keçe İzi

Berk Bey sabırsız bir insandı.

Saatlerce beklemeye hiç niyeti yoktu:

— “Çocuklar başlayın maça!”

— “Biz sahayı kullanalım, çarşaflar kendiliğinden kurusun!”

Can ve Kaan fileye geçti.

Sarı renkli sıfır basınçlı tenis topları kutusundan çıkarıldı.

Kaan topu havaya fırlattı.

Raketi var gücüyle savurdu:

Paaat!

Top saatte 120 kilometre hızla filenin üzerinden mermi gibi uçtu.

Fakat Çeşme imbatı topun yönünü aniden saptırdı.

Sert servis kortun arka telinde asılı duran çeyizlik dantelli nevresimin tam ortasına patladı:

Güüüm!

Çarşaf topun darbesiyle dalgalandı.

Üzerindeki kırmızı tahta mandallar havaya fırladı:

Çat, pıt!

Ve en fenası:

Kortun kırmızı kiremit tozuyla temas etmiş sarı-yeşil tenis topu, bembeyaz nevresimin ortasında kapkara bir çamur ve keçe lekesi bıraktı!

Ardından ikinci top sekti, Berk Bey’in gözlüğüne çarptı.

Gözlük yere düştü.

Huriye Teyze balkondan sesi duydu.

Balkon demirine fırladı:

— “Aman Allahım! Göz nuru çeyizim!”

Huriye Teyze ayağındaki çizgili naylon terlikleri bile unutup bahçeye koştu.

Eteğini savurarak korta bir fırtına gibi daldı:

— “Katiller! Barbarlar! Ne yaptınız tertemiz çarşafıma?”


IV. Balkondan Uçan Terlik ve KMK Madde 16 Resti

Huriye Teyze çarşafın üzerindeki lekeye baktı.

Gözleri yuvalarından fırladı.

Ayağından çıkardığı siyah lastik terliği Kaan’ın kafasına doğru savurdu:

Vıjjjt! Çaaat!

Terlik Kaan’ın omzuna çarptı.

Kaan sendeledi:

— “Huriye Teyze naptın ya! Şiddete ne gerek var?”

Berk Bey öne çıktı:

— “Huriye Hanım haddinizi bilin lütfen!”

— “Buraya çamaşır asmak kanunen kesinlikle yasaktır!”

— “Kat Mülkiyeti Kanunu Madde 16 çok açıktır!”

— “Ortak alanlar tahsis amacına uygun kullanılmak zorundadır!”

— “Burası olimpik tenis kortudur, çamaşır kurutma terası değil!”

— “Kat Mülkiyeti Kanunu Madde 18 gereği diğer kat maliklerini rahatsız edemezsiniz!”

— “Siz spor yapma özgürlüğümüzü engelliyorsunuz!”

Huriye Teyze ellerini beline koydu:

— “Bana kanun okuma züppe beyefendi!”

— “Ben bu sitenin kırk yıllık kurucu üyesiyim!”

— “Sen daha dünkü çocuksun!”

— “Madde 16 diyorsun madem, arsa payıma göre burası benim de mülkümdür!”

— “Ben bu korta her ay 800 TL spor tesisi bakım aidatı ödüyorum!”

— “Tenis oynamıyorum diye hakkımdan vaz mı geçeceğim?”

— “Siz top koşturuyorsunuz, ben çarşaf kurutuyorum!”

— “İkisi de ortak kullanım hakkıdır!”

O sırada havuzdan çıkan mayolu komşular kortun kapısına doluştu.

Emekli albay Muammer Bey bastonunu salladı:

— “Huriye Hanım haklıdır beyler!”

— “Gâvur icadı tenis için kadının çarşafına vurulmaz!”

Karşı bloktan diş hekimi Sevgi Hanım itiraz etti:

— “Olur mu Muammer Bey? Kortun ortasında yorgan mı kurur?”

— “Burası köy meydanı mı?”

Can araya girdi:

— “Huriye Teyze tenis kortunda nevresim mi kurutulur Allah aşkına?”

Huriye Teyze raketleri gösterdi:

— “Elinizdeki tahtalarla akşama kadar zıp zıp zıplıyorsunuz!”

— “Benim emeğime çamur attınız!”

— “Yönetimi buraya çağırıyorum!”


V. Çeşme Sulh Hukuk: Spor Sahası mı, Kurutma Tesisi mi?

Olay site yönetimine ve ardından Çeşme Adliyesi’ne taşındı.

Site Yönetim Kurulu Başkanı Mimar Berk Bey kararlıydı.

Sitedeki kırk genç tenis severden ıslak imza topladı.

Çeşme Sulh Hukuk Mahkesi’ne 2026/88 Esas sayılı resmi dava açıldı.

Dava konusu: KMK Madde 33 uyarınca hâkimin müdahalesi ve ortak tesisin amacına uygun kullanımının sağlanması.

Dava dilekçesine tellere asılı kırk parça nevresimin renkli fotoğrafları eklendi.

Mahkemede site bahçıvanı Cafer Efendi de tanık olarak dinlendi.

Cafer Efendi bıyığını burarak konuştu:

— “Hâkim Bey her perşembe sabahı korta girmeye korkuyorum.”

— “Her yer çarşaf doluyor, fileye tarhana seriyorlar.”

Huriye Teyze de karşı savunma dilekçesi verdi.

Emekli öğretmen mahkemeye sunduğu dilekçede şöyle yazdı:

“Sitede onaylı projede özel çamaşır kurutma alanı tahsis edilmemiştir.”

“Güneş ve imbat rüzgârı tüm kat maliklerinin ortak hakkıdır.”

“Gençler çarşafıma kasten çamurlu top atarak mala zarar vermiştir.”

Hâkim Bey dosyayı inceledi.

Dalyankent Sitesi Tapu Tescilli Yönetim Planı’nı açtı.

Gözlüğünün üzerinden taraflara baktı:

— “Tenis kortu Wimbledon için yapılmıştır, çamaşırhane olarak tescil edilemez.”

Yönetim Planı Madde 22 çok açıktı:

“Tenis kortu ve basketbol sahası sadece sportif faaliyetler için tahsis edilmiştir. Bu alanlarda çamaşır, halı, yorgan, tarhana kurutulması veya sergilenmesi kesinlikle yasaktır.”

Hâkim kararını açıkladı:

“Tenis kortu niteliği gereği bir spor alanıdır.”

“Davalı Huriye Aktaş’ın tel örgülere çamaşır asarak tesisi işgal ettiği sabittir.”

“Eylemin amaca aykırı kullanım teşkil ettiği anlaşılmıştır.”

“Müdahalenin men’ine ve eylemin tekrarlanması halinde her sefer için 5 bin TL idari tazminata hükmedilmiştir.”

Huriye Teyze mahkeme salonundan çıkarken bastonunu yere vurdu:

— “Adaletiniz batsın! Bir çarşafı çok gördünüz yaşlı kadına!”


VI. Dalyan İmbatında Çekilen Tel ve Ortak Barış

Eylül ayının ilk haftası site yönetimi köklü bir tedbir aldı.

Tenis kortunun demir kapısına şifreli ve dijital kartlı kilit sistemi takıldı.

Kapıya sadece spor ayakkabısıyla girilebileceğine dair büyük metal bir levha asıldı.

Fakat yönetim kurulu Huriye Teyze’yi de tamamen küstürmedi.

Site çay bahçesinde toplanan genel kurulda tarihi bir uzlaşma kararı çıktı.

A Blok’un hemen arkasında, rüzgâr alan boş bir çim alana on beş metrelik özel paslanmaz çelik çamaşır askı telleri çekildi.

Zemini çakıl taşlarıyla kaplandı.

Etrafı begonvil çitleriyle çevrilerek görsel kirlilik önlendi.

Böylece Huriye Teyze’ye resmi bir kurutma alanı sağlandı.

Ertesi hafta Can ve Kaan sahaya çıktı.

Kortun akrilik zemininde raket sesleri yeniden yankılandı:

Paaat! Çık, çık!

Toplar artık tellerdeki çarşaflara değil, servis kutusuna düşüyordu.

Huriye Teyze ise yeni yapılan çamaşır alanında lavanta kokulu nevresimlerini gururla güneşe seriyordu.

Zaman zaman kortun yanından geçerken gençlerin maçını izledi.

Kaan gülümsedi ve raketini havaya kaldırdı:

— “Huriye Teyze servis nasıl?”

Huriye Teyze başını salladı:

— “Fena değil evladım, ama topu dışarı atarsan yine terliği yersin!”

Çeşme Dalyan’da imbat esmeye devam etti.

Tenis raketleriyle ahşap mandallar arasındaki büyük savaş, Kat Mülkiyeti Kanununun bilgece sınırlarında barışla noktalandı.

Sahilde akşam oldu; kortta tenis oynandı, çitlerde ise beyaz çarşaflar usulca dalgalandı.

Herkes hakkına razı oldu.

Dalyan’da komşuluk yeniden kazandı.

Huzur tüm siteye geri döndü.

Rüzgâr tatlı tatlı esti.

Sıradaki Yazlık Dosyaları