Cuma 06.12: Simli Güvercin
Ağustosun son cuma sabahı, saat 06.12. Kuşadası’nda Kadınlar Denizi yamacındaki yüz kırk villalık yazlık site serin bir esintiyle uyanıyordu. Ege’nin tuzlu kokusu çamlara ve okaliptüslere karışıyordu. Burası kırk yıllık, kendi halinde bir siteydi; sakinlerinin çoğu emekli memur, bankacı ve bürokrattı.
Ama sitenin WhatsApp grubu aylardır barut fıçısıydı: SİTE RESMİ DUYURU MECLİSİ. Grubun mutlak yöneticisi, Devlet İstatistik Enstitüsü’nden emekli şube müdürü Tevfik Bey’di. Yetmiş bir yaşındaydı, hayatını cetvellerle ve tebliğlerle geçirmişti. Bilgisayarında her sakin için bir Excel dosyası tutar, kimin aidatı ne zaman yatırdığını, kimin köpeğinin kaç kez havladığını kaydederdi. Her bloğa ayrı bir renk kodu vermişti; sitede izinsiz bir çivi çakılsa akşam olmadan kayda geçerdi.
Grup açıklamasında büyük harflerle kurallar yazıyordu: Bu grup yalnızca su kesintisi, arıza, ilaçlama ve aidat içindir. Günaydın mesajı, cuma tebriği, kandil kutlaması, siyasi vecize ve çiçekli çıkartma yasaktır. Kuralı çiğneyen ikazsız ihraç edilir.
O cuma sabahı A Blok 4 numarada emekli banka şefi Şükran Hanım erkenden uyandı. Yetmiş üç yaşında, altın kalpli ve teknolojiye hayran bir kadındı. Torununun telefonuna yüklediği “Cuma Tebrikleri” uygulamasını açtı, gözlüğünü burnuna yerleştirdi. Kanatlarında pembe simler parıldayan, gagasında kırmızı gül taşıyan beyaz bir güvercin seçti. Altında altın yaldızlı harflerle “Hayırlı Nurlu Cumalar” yazıyordu.
Yeşil oka dokundu. Üç megabaytlık dosya gruba düştü ve yüz kırk telefon aynı anda titredi.
Marş Misillemesi
İki dakika sonra karşı cephe harekete geçti. C Blok 12’de emekli felsefe öğretmeni Atilla Bey oturuyordu; iflah olmaz bir cumhuriyetçiydi. Bildirimi görünce yatağında doğruldu.
“Yine başladılar şafak tebliğine!”
Dijital arşivini açtı, dev bir Atatürk portresiyle Onuncu Yıl Marşı’nın ses kaydını paylaştı. Altına da bir not ekledi: “Burası laik bir sayfiye sitesidir. Dini ritüellerinizi özelden paylaşınız.”
Grup anında savaş alanına döndü. D Blok 7 numara araya girdi: “Komşular acil! Annemin tansiyon hapı bitti, elinde olan var mı?” Hemen ardından E Blok 2: “Az kullanılmış mini fırın satılıktır.” B Blok’tan bir teyze kaybolan tekirinin fotoğrafını yükledi: “Pamuk dünden beri yok.” Bir başkası bahçıvanın çimleri erken biçtiğinden yakındı.
Bildirimler makineli tüfek gibi düşmeye başladı. Uykusu bölünenler ekrana öfkeli mesajlar yazdı, kimi gruptan çıktı, kimi sessize almaya çalışırken yanlışlıkla ayrıldı. Kuşadası sırtlarında dijital kargaşa tavan yaptı.
Gruptan Çıkar
Saat 06.40’ta Tevfik Bey uyandı. Kilit ekranında yetmiş sekiz okunmamış bildirim vardı. Mesajları yukarı kaydırdıkça güvercinler, marşlar, mini fırınlar, tansiyon hapları ve kayıp kediler gözünün önünden geçti. Şakaklarındaki damarlar şişti. Kuralı ayaklar altına alınmış, otoritesi yerle bir edilmişti.
Gözlüğünü taktı, grup ayarlarına girdi, Şükran Hanım’ın profiline bastı. Ekranda kırmızı bir yazı belirdi: “Gruptan Çıkar.” Hiç acımadan dokundu. Ardından Atilla Bey’i, sonra fırın satan komşuyu da attı. Gruba soğuk gri sistem yazıları düştü: “Tevfik, Şükran Hanım kişisini çıkardı.” “Tevfik, Atilla Bey kişisini çıkardı.” “Tevfik, Fırıncı Murat kişisini çıkardı.” Murat’ın fırıncı olmadığını, sadece fırın sattığını kimse düzeltmedi. Son noktayı koydu: “Grup yalnızca yöneticilerin mesaj gönderebileceği şekilde kilitlenmiştir. Nizam hâkimdir.”
Avukat Oğlun İhtarı
Şükran Hanım ekranda çıkarıldığını görünce gözyaşlarına boğuldu.
“Beni siteden aforoz ettiler! Yetmiş yıllık şerefimi iki paralık ettiler!”
Oğlu Levent Bey avukattı ve tatil için annesinin yanındaydı. Telefona bir bakışta durumu kavradı, laptopunu açıp yöneticiye uzun bir ihtar mektubu yazdı. Mektup ciddi ve ağırdı: Annesi aidatlarını eksiksiz ödeyen bir kat malikiydi. Sitenin resmî iletişim kanalından keyfî olarak çıkarılmış, haber alma hakkından mahrum bırakılmıştı. Telefon numarası da yüz kırk kişilik bir gruba onun rızası sorulmadan konmuştu. Annesi gruba iade edilmezse hukuki yollara başvurulacaktı.
Mektup öğleden sonra Tevfik Bey’in kapısına geldi. Tevfik Bey zarfı açtı; “hukuki yollar”, “kişisel veri” ve “tazminat” kelimelerini görünce elleri titredi. Eski bir bürokrat için adliye koridoru en büyük kâbustu. Bütün gece balkonda volta attı, tansiyonunu üç kez ölçtü.
Patlayan Boru
Pazartesi saat ikide sitenin ana su deposu çıkışındaki boru patladı. Tevfik Bey kilitli gruba acil duyuru geçti: “Ana boru patlamıştır. Çamaşır ve bulaşık makinelerini derhal kapatınız. Şebekeye çamurlu su basılacaktır.”
Ama gruptan atılan Şükran Hanım’ın ve Atilla Bey’in bu duyurudan haberi yoktu. Onlar dijital sürgündeydi. Şükran Hanım o saatte İtalya’dan getirttiği beyaz ipek tülleri makineye attı ve düğmeye bastı. Makinenin kazanına sapsarı çamurlu su doldu, bembeyaz tüller bataklık rengine döndü, makine dumanlar içinde iflas etti. Aynı saatte Atilla Bey’in güneş enerjisi boylerine de paslı balçık doldu.
Şükran Hanım bahçeye fırladı.
“Haberimiz olsaydı makineyi çalıştırmazdık! Bizi gruptan atan bu zararı son kuruşuna kadar ödeyecek! Yetmiş bin liralık perde ve makinem çöp oldu!”
Atilla Bey elinde çamur dolu bir kavanozla yönetim ofisinin önüne yürüdü. Komşular toplandı, kapı yumruklandı. Tevfik Bey kapıyı kilitleyip içeride bekledi. Telefonu durmadan titriyordu ama bu sefer kimse güvercin göndermiyordu; gelen mesajların hepsi ona özeldi ve hiçbiri “Hayırlı Cumalar” ile başlamıyordu.
İki Kanal
Akşam yedi buçukta sitenin lokalinde arabuluculuk meclisi toplandı: Tevfik Bey, Levent Bey, Şükran Hanım ve Atilla Bey. Tevfik Bey yelkenleri çoktan suya indirmişti.
“Tevfik Bey, bir duyuru grubu kuruyorsanız orada krallık kuramazsınız. Her malike eşit bilgi vermek zorundasınız. İnsanları dijital tecritle cezalandırıp zarara uğratamazsınız.”
“Ben sadece düzeni korumak istedim. Sabahın köründe bildirimler beni çıldırttı.”
İki saatlik müzakerenin sonunda uzlaşma sağlandı. Eski grup kapanacak, yerine iki kanal açılacaktı. Birincisi, yalnızca yönetimin yazabileceği “Resmî Duyuru Panosu”: su, elektrik, aidat, ilaçlama. İkincisi “Serbest Komşuluk Kahvesi”: cuma mesajları, simli güvercinler, ikinci el fırınlar, kayıp kediler serbest, rahatsız olan sessize alacak. Şükran Hanım’ın makinesinin tamiri site bütçesinden karşılanacaktı.
Protokol imzalandı, salondaki otuz malik alkışladı, çaylar tazelendi. Tevfik Bey titreyen parmaklarla iki yeni grubu açtı. Şükran Hanım serbest gruba anında eklendi, Atilla Bey de davet linkiyle döndü.
Ertesi sabah 06.15’te serbest gruba ilk mesaj düştü: Şükran Hanım’dan simli pembe bir orkide ve “Hayırlı Sabahlar Güzel Komşularım.” Atilla Bey bir gülücükle karşılık verdi. Fırın satan komşu fırınının fiyatını indirdiğini duyurdu, Pamuk’un sahibi kedinin bulunduğunu müjdeledi.
06.16’da ikinci mesaj geldi. Gönderen Tevfik Bey’di. Kanatlarında pembe simler parıldayan, gagasında gül taşıyan beyaz bir güvercin. Altında tek satır vardı:
“Günaydın. Bu mesaj istatistik amaçlıdır.”



