Silivri Selimpaşa Başkentliler Sitesi ve Danıştay Disiplini: 240 Villalık Yüksek Yargı Tüzüğü
Selimpaşa sahilinde 240 villalık sitede emekli yüksek yargıçların kurduğu nizam; 48 sayfalık iç tüzük, beş santimlik çit davaları ve genel kurulda usul hukuku düelloları.
silivri-selimpasa-baskentliler-sitesi-ve-danistay-disiplini
I. 240 Villalık Hukuk Devleti ve Saat 07.00 Teftişi
24 Temmuz 1993. Sabah saat 07.00.
Silivri Selimpaşa sahilinde deniz sütlimandı. Marmara’dan hafif bir sabah meltemi esiyordu.
Selimpaşa sahil bandında iki yüz kırk villadan oluşan devasa bir yerleşke uzanıyordu. Bu yerleşkenin resmi adı Başkentliler Sitesi idi.
Bu site sıradan bir memur kooperatifi değildi.
Burası cumhuriyetin en kıdemli hukuk elitlerinin yazlık karargahıydı.
Danıştay daire başkanları, Yargıtay onursal üyeleri, Anayasa Mahkemesi eski raportörleri ve Sayıştay uzmanları burada yaşıyordu.
Her villanın bahçesi jilet gibi hizalıydı. Çimler aynı boyda kesilmişti.
Bahçe kapılarında pirinç isimlikler parıldıyordu: “T.C. Danıştay Emekli Üyesi İhsan Yılmaz”.
Sitenin girişinde nöbetçi kulübesi vardı. Güvenlik görevlisi gelen her aracı resmi deftere kaydederdi.
Yabancı plakalı araçlar siteye giremezdi. Misafirler kimlik bırakmak zorundaydı.
Saat tam yedi sıfır beşte sitenin asfalt ana caddesinde iki gölge belirdi.
Yönetim Kurulu Başkanı Emekli Danıştay 6. Daire Başkanı Macit Bey sabah teftişine çıkmıştı.
Yanında Denetim Kurulu Başkanı Emekli Yargıtay Üyesi Fahri Bey yürüyordu.
Macit Bey’in elinde sarı bir metrelik şerit metre vardı. Fahri Bey ise deri kaplı tutanak defterini taşıyordu.
Macit Bey 42 numaralı parselin önünde aniden durdu. Kaşlarını çattı:
— “Fahri Bey, cetveli tutun lütfen.”
— “Hayırdır Macit Bey? Ne tespit ettiniz?”
— “Cevdet Bey’in bahçe çitinde bariz bir ihlal var!”
— “Göz kararıyla karar vermeyelim Macit Bey, ölçelim.”
— “Hemen şeridi çekin, tutanağı hazırlayın!”
— “Metreyi sıfır noktasına dayıyorum Macit Bey.”
— “Sıkı tutun Fahri Bey, kaymasın!”
— “Tam hizadayız Macit Bey.”
Böylece Başkentliler Sitesi’nde sıradan bir sayfiye sabahı başladı.
II. Tüzük Madde 14/B: Beş Santimetrelik Çit İhtilafı ve İhtarname
Sitenin anayasası kırk sekiz sayfalık Başkentliler Sitesi İç Nizamnamesi idi.
Bu tüzük 1986 yılında kurucu heyet tarafından hazırlanmıştı.
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’ndan daha katı hükümler içeriyordu.
Tüzüğün 14. maddesinin B fıkrası son derece açıktı.
Parselleri ayıran yeşil ahşap çitlerin yüksekliği seksen santimetreyi geçemezdi. Bir milimetre dahi aşamazdı.
Macit Bey şerit metreyi çitin tepesine dayadı. Gözlüğünü taktı:
— “Seksen beş santim!”
Fahri Bey gözlerine inanamadı:
— “Tam seksen beş mi Macit Bey?”
— “Tam seksen beş santim! Beş santimetre yetki aşımı var!”
— “Maddi hata olabilir mi acaba?”
— “Hukukta maddi hata olmaz Fahri Bey! Kasıt vardır!”
Tam o sırada villanın balkon kapısı açıldı. Emekli Sayıştay Uzmanı Cevdet Bey pijamalarıyla dışarı çıktı:
— “Sabahın yedisinde bahçemde ne arıyorsunuz beyler?”
Macit Bey şerit metreyi Cevdet Bey’e doğru uzattı:
— “Cevdet Bey! Çitiniz tüzüğe aykırıdır!”
— “Ağaç fidanları büyüktü Macit Bey, beş santim yüksek çaktım.”
— “Tüzükte fidan istisnası yoktur! İki gün içinde infaz edeceksiniz!”
— “Etmezsem ne olur Macit Bey?”
— “Yönetim olarak resen yıkarız, masrafını da yüzde yirmi beş fazlasıyla tahsil ederiz!”
— “Danıştay’a yürütmeyi durdurma davası açarım Macit Bey!”
— “Açamazsınız! İdari merci tecavüzü olur!”
— “Sulh Hukuk Mahkemesi’ne giderim o zaman!”
— “Yetkisizlik kararı verirler Cevdet Bey, tüzük kesindir!”
— “Su sayacımı da teftiş etmiştiniz geçen hafta!”
— “Kalibrasyonu bozuktu Cevdet Bey, Sayıştay denetimi şarttır!”
Balkonlardan başlar uzandı. Komşular sabah kahvelerini bırakıp çit kavgasına kilitlendi.
Herkes kanun maddeleriyle konuşuyordu.
III. Fildişi vs Kırık Beyaz: Dış Cephede İhtiyati Tedbir Kararı.
Çit krizi henüz çözülmemişken sitenin doğu bloklarında ikinci büyük skandal patlak verdi.
Olayın adı Boya İhtilafı idi.
78 numaralı villanın sahibi Emekli Ağır Ceza Hâkimi Necdet Bey evini boyatmıştı.
Ancak boya ustası büyük bir hata yapmıştı.
Tüzüğün 8. maddesinde emredilen Ral 9010 Kırık Beyaz rengi yerine Fildişi Beyazı kullanmıştı.
Güneş vurduğunda villa hafif sarımsı bir tonda parıldıyordu.
Site yönetim kurulu öğleden sonra acil toplandı. Masanın üstünde boya kartelaları açıldı.
Macit Bey kartelayı büyüteçle inceledi:
— “Beyler! Bu renk açıkça fildişidir!”
— “Gözü çok rahatsız etmiyor sanki Macit Bey?”
— “Mesele göz zevki değildir! Şekil şartına aykırılıktır!”
— “Necdet Bey ne diyor bu işe?”
— “Ustanın hatası diyor, kabul etmiyor.”
— “Hata iradeyi sakatlamaz! Hemen ihtiyati tedbir kararı alıyoruz!”
— “Tebligatı noterle mi yapalım Macit Bey?”
— “İadeli taahhütlü gönderin, alındı belgesi dosyaya girsin!”
— “Numune aldık mı duvardan peki?”
— “Kazıdık aldık, laboratuvara gönderdik bile!”
Yönetim kurulu oy birliğiyle karar aldı.
Necdet Bey’in villasına tebligat gönderildi.
Tebligatta yedi gün içinde villanın tüzüğe uygun renge boyanması emrediliyordu.
Aksi halde site havuzuna girişinin süresiz yasaklanacağı ihtar ediliyordu.
Necdet Bey tebligatı aldığında öfkeden küplere bindi:
— “Beni kendi sitemde havuzdan men edemezsiniz!”
— “Tüzük amirdir Necdet Bey! Boyayı kazıyacaksınız!”
— “Bilirkişi talep ediyorum o zaman!”
— “İTÜ Mimarlık Fakültesi’nden heyet çağırırız Necdet Bey!”
— “Masrafı kim ödeyecek peki?”
— “Haksız çıkan taraf yargılama giderlerini üstlenir!”
IV. Saat 13.30 Siestası: Torunların Bisikletine Tutanak.
Başkentliler Sitesi’nde yaz aylarının en kutsal saati siesta saatiydi.
Saat 13.30 ile 16.30 arasında site açık hava manastırına dönerdi.
Bu saatlerde konuşmak, bahçe sulamak ve çim biçmek yasaktı.
Radyoların sesi tamamen kısılırdı.
Sitenin ilan panosunda kırmızı harflerle asılıydı: “Saat 13.30 ile 16.30 arası mutlak sükunet vaktidir.”
Fakat 1993 yılının o sıcak temmuz gününde bu nizamı bozan bir hadise yaşandı.
İstanbul’dan dedesini ziyarete gelen on iki yaşındaki Emre bisikletine bindi.
Asfalt yolda pedal çevirirken bisikletin zilini çaldı:
— Çan! Çan! Çan!
Ses sessiz sokaklarda bomba gibi patladı.
Anında üç villanın yatak odası pencereleri aynı anda açıldı.
Emekli Askeri Hâkim Tevfik Bey başını dışarı uzattı. Gözleri uykuluydu:
— “Dur orada çocuk! Zili çalma!”
Emre korkuyla frene bastı. Tekerlek kaydı:
— “Ne oldu amca?”
— “Amca değil, Hâkim Bey diyeceksin! Saat kaç haberin var mı?”
— “Saat iki buçuk.”
— “Saat iki buçukta Başkentliler Sitesi’nde kuş bile ötemez!”
Tevfik Bey bahçe kapısından fırladı. Elindeki kağıda not aldı:
— “Deden kim senin evlat?”
— “İhsan Bey, 32 numara.”
— “İhsan Bey’e tebliğ edilecek! Huzur ve sükunu bozmaktan tutanak tutuldu!”
— “Ama ben sadece kediye çarpmamak için çaldım zili!”
— “Mazeret kabul edilmez çocuk, zabıt tutuldu bir kere!”
Emre bisikleti eline alıp ağlayarak eve koştu.
İhsan Bey torununu kucakladı. Bahçe kapısına çıktı:
— “Tevfik Bey! Çocuğun bisikletine tutanak mı tutulur?”
— “Hukuk çocuk tanımaz İhsan Bey! Tüzük açıktır!”
— “Çocuk hakları sözleşmesi var Tevfik Bey!”
— “Sitenin iç tüzüğü uluslararası sözleşmeden önce gelir!”
— “İnsan Hakları Mahkemesi’ne giderim Tevfik Bey!”
— “İç hukuk yollarını tüketmeden gidemezsiniz İhsan Bey!”
V. Olağanüstü Genel Kurul: Usul Hukuku ve Reddi Hâkim Düellosu.
Ağustos ayının ilk pazar günü sitenin sosyal tesislerinde Olağanüstü Genel Kurul toplandı.
Normal sitelerde genel kurullarda beyaz plastik sandalyeler havada uçuşurdu.
Fakat Başkentliler Sitesi’nde sandalye uçmazdı.
Burada Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararları havada uçuşurdu.
Divan başkanlığına Emekli Anayasa Mahkemesi Üyesi Selahattin Bey seçildi.
Selahattin Bey tahta tokmağı masaya vurdu:
— “Gündem maddesi beş! Çit yükseklikleri ve boya standartları!”
İhsan Bey ayağa fırladı:
— “Usul hakkında söz istiyorum Sayın Başkan!”
— “Buyrun İhsan Bey, usul esastan önce gelir.”
— “Divan heyetinin teşekkülünde nisap yetersizdir! Karar nisabı tutmamıştır!”
Macit Bey karşı sıradan ayağa kalktı:
— “Vekaletnameler noter onaylıdır İhsan Bey! Usule uygundur!”
— “Vekaletnamelerin üçünde tarih pulu eksiktir! Hükümsüzdür!”
— “Maddi yokluk iddiasında bulunamazsınız!”
— “Bulunurum! Reddi hâkim talep ediyorum!”
— “Burası mahkeme salonu değil İhsan Bey, genel kuruldur!”
— “Genel kurul da bir yargı organı gibi hukuka bağlıdır!”
— “Oylamaya geçilsin Başkan Bey, vakit daraldı!”
— “Açık oylama mı gizli oylama mı yapılacak?”
— “Tüzüğün yirminci maddesine göre gizli oy esastır!”
Tartışma üç saat sürdü. Kanun metinleri havada uçuştu.
Yetki aşımı, şekil noksanlığı ve iptal davaları konuşuldu.
Sonunda çitlerin seksen santimde kalmasına, boya için ise iki yıllık geçiş süresi tanınmasına karar verildi.
Tokmak masaya indi:
— Tak!
Herkes ciddiyetle ceketini ilikledi. Karar defteri imzalandı.
VI. Selimpaşa Kavunu, Silivri Yoğurdu ve Akşam Mütalaası
Saat 20.00 olduğunda günün tüm hukuki gerilimi yerini büyük bir sayfiye sofrasına bırakırdı.
Sosyal tesisin çınar altı bahçesinde uzun beyaz örtülü bir masa kuruldu.
Masada gündüz birbirine ihtar çeken yüksek yargıçlar yan yana oturdu.
Ortaya meşhur killi toprakta yetişen Selimpaşa kavunları dilimlendi.
Kavunun tatlı kokusu deniz meltemine karıştı.
Yanında teneke kutudan çıkarılmış hakiki Silivri yoğurdu servis edildi.
Üzerindeki kaymak iki parmak kalınlığındaydı.
Macit Bey bardağına buz attı. Yanında oturan Cevdet Bey’in omzuna dokundu:
— “Cevdet Bey, çitin beş santimini yarın beraber keseriz artık.”
Cevdet Bey gülümsedi. Bardağını kaldırdı:
— “Keseriz Macit Bey. Tüzük ne derse o.”
— “Kavun çok tatlıymış bu sene Cevdet.”
— “Selimpaşa toprağıdır Macit Bey, hukuka uymaz ama damağa uyar.”
— “Toruna da söyle bisikletin zilini çıkarsın.”
— “Çıkardım bile Macit Bey, kornasız geziyor artık.”
— “Haftaya tavla turnuvası yapalım mı ne dersin?”
— “Yaparız ama düşeş atana itiraz yok Macit Bey!”
— “Hukuk çerçevesinde oynarız komşu, merak etme!”
— “Gözlemci olarak Selahattin Bey’i hakem yaparız!”
— “Harika fikir, kararları temyize kapalı olur!”
— “Kadehlerimizi hukukun üstünlüğüne kaldıralım o zaman!”
— “Adalet mülkün, kavun da sofranın temelidir!”
Masada kahkahalar yükseldi. Eski dava hatıraları anlatıldı.
Marmara Denizi’nin serin dalgaları Selimpaşa sahiline vurdu.
Ve Başkentliler Sitesi’nin iki yüz kırk villası, nizamnamenin kusursuz disiplini altında yeni bir sayfiye gününe doğru huzurla daldı.